(1086 S. K. m. 163, 418)
Dava : Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, Mart 1931 tarih, 29 nolu tapu ile maliki bulunduğu ev ve samanlığını davalının işgal ettiğini ileri sürüp, elatmanın önlenmesi ile muarazanın giderilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı ( karşı davacı ), ölen eşinden kalan taşınmazda kendisinin de hissedar olduğunu, davacının ev yaptıramayacak kadar yaşlı ve fakir olduğunu belirtip, davanın reddi ile karşı davasının kabul edilerek iki katlı ev ve samanlığına davacının elatmasının önlenmesine ve muarazanın giderilmesine karar verilmesini savurmuştur.
Mahkemece, keşif sonucunda çözümlenebilecek elatmanın önlenilmesi davasında davacının kesin mehile rağmen keşif ara kararının gereğini yerine getirmediği, keşfe gidilemediği için davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Emine Küçüksözen'in raporu okundu, düşüncesi alındı, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava ve karşı dava, tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi ve muarazanın giderilmesi isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, kesin önele uyulmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, karşı dava hakkında ise bir hüküm kurulmamıştır.
Bilindiği üzere; HUMK'nun 414 maddesi hükmüne göre, mahkemece verilen keşif kararında ve keşif giderlerinin yatırılması için aynı kanunun 163. maddesi uyarınca ilgili tarafa tanınan önel ve kesin önele ilişkin ara kararında; yapılması gereken, işlerin neler olduğunun tam bir açıklıkla belirtilmesi, sürenin yeterli ve elverişli olması; keşif giderlerinin ( hakim ve mahkeme personelinin yol tazminatını, taşıt giderlerini, tanık ve bilirkişi ücretlerini ve bunlara çıkarılacak davetiye giderlerini kapsayacak biçimde ) ayrıntılı olarak saptanması; davanın taraflarca bizzat takip edildiğinin anlaşılması halinde, önele uymamanın doğuracağı sonuçların kendilerine açıklanması ve tarafların uyarılması zorunludur.
Mahkemece, yukarıda belirtilen esaslara uygun ara kararı ve önel verildiğini söyleyebilme olanağı yoktur.
Sonuç: Hal böyle olunca, yerinde gerekli keşfin yapılabilmesi için usulüne uygun ara kararı kurulması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenle HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy