(4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, kayden maliki oldukları 399 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünü komşu parsel maliki davalıların kendi parsellerine katarak kullanmak suretiyle işgal ettiklerini, davalılar tarafından açılan 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/462 esas sayılı iptal-tescil davası ile bu davanın birleştirilerek görülmesi gerektiğini ileri sürüp, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemişlerdir.
Davalılar, aynı konuda, aynı dava sebebine bağlı olarak verilip kesinleşen karar bulunduğunu, kendilerinin ise dava konusu yer için tapu iptal davası açtıklarını bildirip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı.
Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, elatma haksız eylem olduğundan, eylem devam ettiği müddetçe her zaman dava açılabileceği kuşkusuzdur. Bu tür davalarda kesin hüküm ancak hüküm anındaki durumu tespit eder. Hükümden sonraki döneme etkili değildir. Bu nedenle yeni meydana gelen vakıalara dayanarak açılan ikinci dava birinci davadaki kesin hükme aykırı düşmez. Bu bakımdan kesin hüküm nedeniyle davanın reddi doğru değildir.
Öte yandan, davalılar tarafından, A 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2003/462 esas sayılı dava ile çekişme konusu taşınmaz tapusunun iptal ve tescilinin istendiği, yargılamanın sonuçlandığı, ancak hükmün kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Bu dava sonucunda verilen hükümle mülkiyetin kime ait olduğu kesin olarak saptanacağına göre, eldeki elatmanın önlenmesi davası için değinilen iptal-tescil davasının sonucunun beklenmesinde zaruret vardır.
Sonuç: Hal böyle olunca, iptal-tescil davasının sonucunun beklenmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy