(3402 S. K. m. 12)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; davacılar, dava konusu 1929 nolu parseldeki 14000/36760'ar payların kadastroca kendi adlarına tespit ve tescil edildiğini, ancak kendilerine ait olmadığını, davalılar tarafından kullanıldığını ileri sürerek, payların iptali ile davalılar adına tescilini istemişlerdir.
Davalıların bir kısmı, iddianın doğru olduğunu, taşınmazın diğer tespit malikinin mirasçıları arasında yapılan harici taksimle kendilerine kaldığını, bir kısmı ise, kendileri tarafından kullanıldığını, adlarına tescili gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacının iddiası sabit görülerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, bir kısım davalılar vekili tarafından süresinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 8.10.2004 Cuma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden v.s. vekili Av. Ş. Bağcı ile temyiz edilen v.s. vekili avukat Ş. K. geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare Tetkik Hakimi A. S. Çalıkoğlu tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu olup sonradan ifrazen üçe ayrılan 1929 parsel sayılı taşınmazın 1978 yılında kadastro tespitinin yapıldığı ve tespitin 1979 yılında kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Çekişmeli taşınmazda, tespite yönelik ve kadastro öncesi nedene dayalı olarak hak talebinde bulunmaya 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesi hükmü gereği olanak yoktur.
Davacıların anılan kadastro tespiti ile kendilerine hatalı olarak verildiğini iddia ettikleri payların, iptali mümkün olmayan mülkiyet hakları kapsamında bulunduğu sabittir. Mülkiyet hakkına salip oldukları bu paylarını iradi ve idari bir işlemle her zaman diledikleri kimselere devretmeleri mümkündür.
Hal böyle olunca, kadastroyla oluşan mülkiyet durumunu bozar şekilde sicili yönelik isteğin kabulü doğru değildir.
Sonuç: Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 4.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 375.000.000 TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy