(4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; davacılar, paydaşı bulundukları 5 ayrı taşınmazdan belediyece 1986-1988 yıllarında kanalizasyon büzü geçirildiğini, itirazları üzerine, bölgenin imar planının yapılmakta olduğu bildirilerek kanalın imar yoluna taşınacağının ifade edildiğini, imarın 25.12.1992 yılında tasdik edildiğini, taşınmazların tamamının 1. derece tercihli turizm bölgesi ve sit alanına dahil edildiğini, taşınmazlarına halen yol-kanal deşarj hattı borusu döşenmek suretiyle müdahale edildiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı belediye, dava konusu taşınmazlardan geçirilen deniz deşarj hattının 1986-1990 yıllarında yapılan bir proje olduğunu, yetersiz gelmesi nedeniyle M. Belbir tarafından boruların yenilendiğini bildirmiş, husumetten davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı belediye yönünden davanın husumet yönünden reddine, diğer davalı bakımından ise davacıların kamulaştırmasız elatma nedeniyle her zaman tazminat davası açma hakları bulunduğu, yıkımında aşırı zarar doğuracağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 19.10.2004 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden Y. Özince ve A. Şeref vekili Avukat M. Karaman geldi, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz eden vs. vekili avukat ile temyiz edilen vekili avukat gelmediler, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare Tetkik Hakimi Ü. Akdoğan'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve eski hale getirme isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davalı belediye yönünden davanın husumet, diğer davalı bakımından ise, davacıların kamulaştırmasız elatma nedeniyle her zaman tazminat davası açma hakları bulunduğu ve yıkımında aşırı zarar doğacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden çekişme konusu 84, 85, 86, 88 ve 89 parsel sayılı taşınmazlarda davacıların paydaş oldukları bu yerlerden deniz deşarj boru hattı geçirilmek suretiyle elatıldığı sabittir. Değinilen hattın önceden mevcut olan kanalizasyon hattının ıslahı sonucu inşa edildiği, rehabilitasyon işleminin M. Belbir tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; Türk Medeni Kanununun 683 ve takip eden madde hükümleri uyarınca kayıt maliki yasal ayrıcalıklar dışında taşınmazdan dilediği biçimde yararlanma hakkına sahip olduğu gibi 3. kişilerce taşınmazına yapılan her türlü tecavüzü defetme hakkına da haizdir.
Eldeki davada, kayıt maliklerinin mülkiyetinde bulunan çekişmeli yere kamulaştırma ya da satın alma gibi yasal dayanağı olan bir işlem yapılmaksızın elatıldığı, bu elatmanın da haklı ve geçerli bir nedeninin bulunmadığı sabittir.
Öte yandan, çekişmeli taşınmazlardan geçirilen deniz deşarj boru hattının davalı belediye adına gerçekleştirildiği ve belediyenin yararlanmasında bulunduğu da dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, inşaatı gerçekleştiren davalı M. Belbir hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle reddedilmesinde isabet bulunmadığı gibi davalı belediye yönünden de davanın husumetten reddedilmesi de doğru değildir.
Sonuç: Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 4.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren avukat ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 375.000.000 TL. duruşma avukat parasının temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy