(775 S. K. m. 3, 4) (4722 S. K. m. 1, 4)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı vekili, Hakemde eldeki davayı açarak çekişmeli taşınmazların imar planı ve belediye sınırları içerisinde kaldığını ileri sürerek, mülkiyetin belediyeye ait olduğunun tespitini istemiştir.
Davalı vekili, 775 Sayılı Yasanın 3. maddesinin, yasanın yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş bulunan belediye ve idareleri kapsadığını, oysa davacı belediyenin bu yasanın yürürlüğe girmesinden sonra kurulduğunu, taşınmazların bu yasanın yürürlüğünden sonra kadastroca tespit edildiğini, belediye lehine gerekli koşulların oluşmadığını bildirip davanın reddini savunmuştur.
Yargılama sırasında yürürlüğe giren 4916 Sayılı Yasa uyarınca davaya hakem sıfatıyla bakılmaya devam edilemeyeceği gerekçesiyle genel mahkeme sıfatıyla dava sürdürülmüş ve aynı yasa ile 775 Sayılı Yasanın 3. maddesinin yürürlükten kaldırıldığı, davanın konusuz kaldığı gerekçe gösterilerek karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.
Karar, davacı belediye tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi N. S. Soydaş'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, mülkiyetin tespiti isteğine ilişkindir.
Mahkemece, 775 Sayılı Yasanın 3. maddesinin 4916 Sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırıldığı, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Davacı Belediye, çekişme konusu taşınmazların imar planı içerisinde kaldığını belirtip değinilen taşınmazların 775 Sayılı Yasanın 3. maddesi hükmü gereği Belediyeye geçen yerlerden olduğunu ileri sürmek suretiyle mülkiyetin kendisine geçtiğinin tespiti isteğiyle Hakem de davayı açmıştır.
Yargılamanın devamı sırasında 3533 Sayılı Yasanın 4. maddesi, 19.7.2003'de yürürlüğe giren 4916 Sayılı Yasanın 24. maddesi ile değiştirilmiş, yapılan düzenleme ile taşınmaza ilişkin uyuşmazlıklarda taşınmazın aynına yönelik çekişmeler Hakem'in görev alanından çıkarılmıştır. Anılan düzenleme gereği mahkemece, davanın Hakem'de görülme olanağı kalmadığı gerekçesiyle yargılamaya Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla devam edilip hüküm kurulmuş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
Öte yandan davadaki isteğin dayanağını 30.7.1966 tarihinde yürürlüğe giren 775 Sayılı Yasanın 3. maddesinin teşkil ettiği kuşkusuzdur. Anılan yasal düzenleme 19.7.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4916 Sayılı Yasanın 38/c maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 9.3.1988 gün ve 1987/2-860-232 sayılı kararında da belirtildiği üzere genel kural olarak herhangi bir yasa veya düzenleyici kural yürürlüğe girdiği tarihten itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da yasaların yürürlüğe girmesinden önceki durumları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyecekleridir. Yasaları uygulama durumunda bulunanlar, başta mahkemeler olmak üzere onları geriye yürür sonuçlar doğuracak şekilde yorumlamamakla yükümlüdürler, Ancak şu hususta belirtilmelidir ki, devam eden uyuşmazlıklarda tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa veya düzenleyici kural derhal yürürlüğe girme niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Tamamlanmış hukuki durumları yeni yasa veya düzenleyici kuralın etkilememesi onlar üzerinde hukuki sonuçlar doğurmaması, kazanılmış hakların saklı tutulması amacını gütmektedir. Öte yandan 4722 Sayılı Türk Medeni Yasasının yürürlüğü ve uygulanma şekli hakkındaki kanunun 1 ve 4. maddelerinin çekişmenin çözümünde gözetilmesi gerekeceği de açıktır.
Somut olaya açıklanan ilkeler gözetilmek suretiyle bakıldığında, çekişmeli taşınmazlar bakımından 775 Sayılı Yasanın 3. maddesinin 1. fıkrası hükmünün davacı yararına kazanılmış hak doğurup doğurmayacağı hususu içerikli bir araştırma, inceleme ve soruşturma neticesi açıklığa kavuşacaktır.
Ne var ki, mahkemece hüküm kurmaya elverişli bir araştırma ve inceleme yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Davada ileri sürülen hukuki sebep, yönünden doğru ve sağlıklı bir sonuca varabilmek için davacı belediyenin idari ve mülki açıdan geçirdiği aşamaların açıklığa kavuşturulmasında zorunluluk vardır.
O halde, öncelikle 775 Sayılı Yasanın yürürlük tarihinde davacı Belediyenin idari teşkilat yapısı içerisindeki yerinin (köy, kasaba, mahalle... gibi) saptanması, köy ise hangi tarihte kurulduğunun, sonradan bir ilçenin mücavir sahası veya belediye sınırları içerisine alınmışsa hangi tarihte alındığı ile müstakil belediye oluncaya dek geçirdiği idari kademe (birim) ve aşamalarla ilgili olarak alınan tüm idari ve varsa kazai kararların eksiksiz bir biçimde mercilerinden (İçişleri Bakanlığı, Valilik, Kaymakamlık Mahalli, İdareler Genel Müdürlüğü) temin edilmesi, böylelikle davacı belediyenin yasanın yürürlük tarihinde Bodrum ilçesi Belediye mücavir sahası içinde kalıp kalmadığının tereddüde yer bırakmayacak şekilde saptanması böylece soruşturmanın eksiksiz şekilde tamamlanmasından sonra, elde edilecek bulguların yukarıda değinilen ilkelerle birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve yasal olmayan gerekçelerle yazılı olduğu üzere çekişmenin karara bağlanmış olması doğru değildir.
Sonuç: Davacı idarenin temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle HUMK. nun 428. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 20.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy