(4721 S. K. m. 683)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki bulunduğu 61 ada 3 parsel sayılı taşınmaza davalı Hüseyin'in kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince bina yaptığını ancak batı sınırına davalıların tecavüzlü şekilde duvar çektiklerini ileri sürüp, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuştur.
Davalı Engin; çekişmeli taşınmazda paydaş olduğunu, ancak dava konusu duvarın davacı ve diğer davalı tarafından çekildiğini; o tarihte Kıbrıs'ta öğrenci olduğu ve duvar yapımıyla ilgisi bulunmadığını belirtip, davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, davacının taşınmazına 14.35 m2'lik tecavüz olduğu ve duvarın yıkımı halinde fahiş zarar doğmayacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Sevinç Türközmen'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 17 parsel sayılı taşınmazın kayden davacıya ait bulunduğu, anılan taşınmazın batı hududuna tecavüzlü bir duvarın inşa edildiği anlaşılmaktadır.
Haksız eylem niteliğindeki elatmanın önlenmesi davalarının, bu eylemi gerçekleştirenler aleyhine açılacağı ve iddianın sübutu halinde onlar bakımından hüküm kurulacağı tartışmasızdır. Bunun yanında, elatma iddiasının kabul edilebilmesi için, elatan kişinin taşınmazın çekişmeli bölümü üzerinde zilyetliğin bulunması yada malikine karşı mülkiyet hakkının ihlali kastını taşıması gereklidir.
Davalı yüklenicinin inşa ettiği duvar nedeniyle yukarıda değinildiği anlamda bir elatma iradesinin bulunduğu kanıtlanamadığı gibi komşu parsel sahibi olduğu ileri sürülen diğer davalının da yükleniciyle anlaşarak davacının mülkiyet hakkını kısıtlamak veya sınırlandırmak düşüncesinde bulunduğu bu yerden yararlandığı açıklığa kavuşturulmuş değildir.
Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan ilkeler gözetilerek davalıların davacı taşınmazına ne surette elattıkları ve tecavüz iradesi taşıdıklarının açıklığa kavuşturulması, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 15.9.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy