(818 S. K. m. 28)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, maliki bulunduğu 143 ada 21 parsel sayılı taşınmazı davalı kızının kendine bakmasını sağlamak için gerçekte bağışladığı halde tapuda satış göstererek temlik ettiğini, para alış verişi olmadığını, ancak davalının bakım görevini yerine getirmediğini ileri sürüp tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı, davacı annesinin hastane masrafına mahsuben taşınmazı kendisine sattığını, sözleşmenin tarafı olan davacının iddiasını resmi senetle ispat etmesi gerektiğini bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının iddiasını yazılı delille ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi S. Altınbulak'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davada taraf muvazaası hukuksal nedenine dayanıldığı ve yazılı delil ibraz edilmediğinden söz edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
İddianın açıklanan içeriği ve ileri sürülüş biçimi itibariyle davada hile hukuksal nedenine dayanıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma hilede yanıltma söz konusudur. BK.nun 28/l maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable Şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Hal böyle olunca; yukarda açıklanan hukuki neden ve ilkeler gözetilerek inceleme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve hatalı tavsif ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy