(4721 S. K. m. 683, 719) (3402 S. K. m. 20) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden maliki olduğu 14.6.1994 gün 25 no.lu tapulu taşınmazına davalı köy tüzel kişiliğinin idari önleme kararı alarak tasarrufuna engel olduğunu ileri sürüp elatmanın önlenmesini istemiştir.
Davalı, çekişmeli taşınmazın köy merası olduğunu belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın sabit olduğu gerekçesiyle kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Özgül Bozkurtgil'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Yasanın 719, 3402 s. Kadastro Yasasının 20. maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren bütün gittileri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip, doğru ve kanuni bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa, ilk tesisin deki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı, usulüne uygun olarak çıkarılmış bütün belgeler toplandıktan, dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tesbit edilmesi; gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı biçimde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir. Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur.
Somut olaya gelince; çekişmeli taşınmazda iki kez keşif yapıldığı, keşifler sonucu düzenlenen rapor ve krokilerin çelişkili olduğu görülmektedir. Bu çelişki giderilmeden hüküm kurularak adil ve doğru bir sonuca ulaşılması mümkün değildir.
Sonuç: Hal böyle olunca, yukarda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması, özellikle tapunun ilk tesis tarihindeki kuzeyde bulunan yol sınırının nereden geçtiğinin açıklıkla saptanması, buna göre bilirkişiye kroki düzenlettirilmesi, ondan sonra bir hüküm kurulması gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek ve çelişkili krokilerden ilkine itibar edilerek karar verilmesi doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan sebeplerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy