(775 S. K. m. 3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 1805 parsel s. taşınmazın yoldan ihdasen belediye adına tescil edilip davalılara satıldığını, ancak dava konusu yerin yol olmayıp eski dere yatağı, sıvat ve eyrek yeri olduğunu, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu ileri sürüp; tapu iptali ve tescil istemiştir.
Davalılar, iddiaların doğru olmadığını, çekişmeli taşınmazı 40-50 yıl önce köy tüzel kişiliğinden satın aldıklarını, belediye tarafından mücavir alan içine alınıp, yoldan ihdas suretiyle belediye adına tescilinden sonra bu kez Belediyeden de satın aldıklarını, kayden ve iyi niyetli malik olduklarını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen kararın Dairece noksan soruşturmayla karar verilmesi sebebiyle bozulması üzerine bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, dava konusu taşınmazın 775 S. Kanunun 3. maddesi uyarınca belediyenin mülkiyetine geçtiği, hazinenin taşınmazla ilgisi bulunmadığından davacı sıfatını taşımadığı, davalının iyiniyetli 3. kişi konumunda olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı hazine temsilcisi tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Sevinç Türközmen´in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Önceden mahkemece kurulan hüküm Dairece dava konusu taşınmazın köy tüzel kişiliğince kanuni yöntemlere uygun şekilde satılıp satılmadığının belirlenmesi, davalıya ne biçimde devredildiğinin, yol artığı ve 775 Sayılı Kanun uyarınca belediyeye geçmesi gereken yerlerden olup olmadığının saptanması, buna ait resmi belgelerin ilgili mercilerinden getirtilmesi, taşınmazın niteliğine dair uzman bilirkişilerden doyurucu rapor alınması, yanların göstereceği bütün delillerin toplanması, birlikte değerlendirilmesi, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir gerekçeleriyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu yeniden davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, çekişme konusu taşınmazın öncesinin Sakarya Nehrinin yatağı olduğu, bilahare 10.6.1961 gününde kesinleşen kadastro tesbitinde çekişmeli yerin yol boşluğu niteliğiyle tescil harici bırakıldığı, bu işlemden sonra vilayet oluru ile köy tarafından davalıya satıldığı, anılan yerin 1968 yılında Söğütlü Belediyesi hudutları dahiline alınıp mahalle olarak belediyeye bağlanmasından sonra da bu kez belediye tarafından yine davalıya satış yoluyla temlikinin sağlandığı anlaşılmaktadır.
Dosya içerisinde, mevcut belirlemelerden, çekişmeli yerin Sakarya Nehri eski yatağı niteliğinde bulunduğu, bu haliyle devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu tartışmasızdır. Sair taraftan belediye hudutları dahiline alınma tarihi itibariyle 775 S. Kanunun 3. maddesinde belirtilen ve belediyeye geçen yerlerden olmadığı da sabittir. Öyle ise, çekişmeli taşınmazın gerek köy tarafından gerekse belediye tarafından davalıya satışına geçerlilik tanımak olanaklı değildir. Ayrıca, taşınmazın belirlenen niteliği bakımından sonradan el değiştirmesi halinde son kayıt malikinin iyiniyet savunmasına da değer verilemez. Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerde iyiniyet iddiası dinlenmez. Bu yerler tescile de tabi değildir.
Hal böyle olunca, çekişmeli taşınmazın tapusunun iptali ile tescil harici bırakılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacı hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan sebeplerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy