(818 S. K. m. 18)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakanları Döndü ve Musa'nın kız çocuklarından mal kaçırmak amacıyla 23, 767, 898, 899, 1035, 1036 (1287), 1037 (1240), 1038 ve 712 parsellerdeki paylarını davalılara muvazaalı olarak ölünceye kadar bakma akdi ve satış suretiyle temlik ettiklerini ileri sürerek, payları oranında tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Birleştirilen dava davacıları da, 23, 712, 899 ve 1035 parseller yönünden aynı nedene dayalı isteklerini ileri sürmüşlerdir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, birleştirilen dava davacıları ve davalılar Firdevs, Hüseyin ve Nazan vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi S. Akyol'un raporu okundu, düşüncesi alındı.
Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal, tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece, davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; bakım akdiyle davalılar Firdevs ve Hüseyin'e temlik edilen 899 parseldeki 1500/7300 pay ile 712 parseldeki 1500/8090 pay ile 2000/8090 payın devrinde miras bırakanın bakılmak amacını taşıdığı, işlemlerin muvazaalı olmadığı anlaşıldığına göre, anılan taşınmazlar yönünden davanın reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Birleştirilen dava davacılarının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Öte yandan, davalılara satış yoluyla intikal ettirilen 899, 898, 712, 1287, 1240 ve 1038 parsel sayılı taşınmazlar yönünden muvazaa olgusu benimsenmek suretiyle davanın kabul edilmiş olması da doğrudur. Bu yöne değinen davalıların temyiz itirazlarında isabet yoktur.
Ancak, miras bırakan tarafından 23 ve 1035 parsellerinde satış yoluyla davalı Hüseyin ve Nazan'a temlik edildiği, bu taşınmazların da miras bırakanın mal kaçırma iradesi içersinde bulunduğu, bu iradenin bölünmesi olanağı olmadığı düşünülmeksizin sözü edilen taşınmazlar yönünden davanın reddi isabetsizdir.
Bunun yanında birleştirilen davaların müstakil dava olma niteliğini kaybetmeyeceği dikkate alınarak birleşen 1999/214 esas sayılı dava yönünden de müstakil hüküm kurulması ve hükmün harçlandırılması gerekirken bu hususun yerine getirilmemiş olması da yerinde değildir.
Belirtilen hususlara değinen birleşen dava davacılarının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy