(4721 S. K. m. 683, 737) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki bulunduğu 2181 parsel s. taşınmazına komşu 2180 parsel s. taşınmaz sınırına davalının 2 metre yüksekliğinde duvar çektiğini, duvarın üstünü akıntısı taşınmazına gelecek biçimde sundurma ile kapladığını, davalı eyleminin komşuluk hukukuna aykırı olduğunu ileri sürerek elatmanın önlenmesi, duvarın makul ölçülere kadar yıkılması, sundurmanın içeriye çekilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının sınırdaki duvar üzerine tesis ettiği sundurmanın komşuluk hukukuna aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Sadettin Akyol´un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan çekişmenin giderilmesi isteğine ilişkindir.
Bilindiği üzere; çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet: geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevlerde yükleyen bir ayni haktır. Medeni Yasanın 683. maddesinde "Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir." hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur.
Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıklardan kaçınmakla yükümlü kılan aynı yasanın 737. maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir.
O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini gözönünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır.
Bunun içerisinde zararın niteliği, kapsamı ve ne surette giderileceği yönünde tarafların bütün delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur.
Somut olaya gelince; eldeki davada yukarıdaki ilkelere göre araştırma yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca, konunun uzmanı bilirkişiler aracılığıyla kısmen yıkımı istenen duvar ile tamamen yıkımı istenen sundurmanın davacıya ne biçimde zarar verdiğinin saptanması, zarar var ise giderilmesi için alınması gereken önlem veya önlemlerin neler olduğunun belirlenmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan sebeplerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy