(4721 S.K. m. 646, 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakanının kayden maliki bulunduğu taşınmazları mirasçılar aralarında taksim ettiklerini, paylaşım sonunda kendisine kalan 223 ada 37 parsel sayılı taşınmaza davalıların kiraz mahsulünü toplamak suretiyle müdahale ettiklerini ileri sürüp, elatmanın önlenmesine ve 840.000.000 TL. tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı Ayşe, miras bırakandan kalan taşınmazları mirasçıların aralarında paylaşmadıklarını, taşınmazda hakları olduğu için kardeşleri ile birlikte kiraz mahsulünü topladıklarını belirtip davanın reddini savunmuştur. Diğer davalılar, yargılamaya katılmadıkları gibi davaya cevap da vermemişlerdir.
Mahkemece, miras bırakan Mehmet'den kalan taşınmazları mirasçıların 12.08.2000 tarihinde paylaştıkları, paylaşım sonucunda davacıya kalan taşınmaza davalıların kiraz mahsulünü toplamak suretiyle müdahale ettikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Emine Küçüksözen'in raporu okundu, düşüncesi alındı.
Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve maddi tazminat isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 37 parsel sayılı taşınmazın tarafların ortak miras bırakanı Mehmet'e ait olduğu, bu haliyle taşınmazda davanın tarafları ve dava dışı mirasçılar arasında elbirliği mülkiyetinin söz konusu olduğu görülmektedir. Tarafların iddiası ve mahkemenin kabulüne karşın mirasçılar arasında Türk Medeni Kanununun 646. maddesi anlamında ve mirasçıların tamamının katılımı ile yapılmış bir miras taksim sözleşmesinin varlığı kanıtlanmış değildir. Öyleyse taraflar arasındaki çekişme de Medeni Kanunun paylı mülkiyete ilişkin hükümlerinin uygulanacağı muhakkaktır.
Bunun yanında, taşınmazın davalının tasarrufunda olduğu da sabittir.
Hal böyle olunca, davacının çekişmeli taşınmazdaki miras payına davalının elatmasının önlenmesine ve miras payı oranında tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davalıların temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.9.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy