(4721 S. K. m. 683, 1009)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden paydaşı bulunduğu 276 parsel sayılı taşınmazı davalının haksız olarak kullandığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuş, birleşen davasında çekişme konusu taşınmazdaki davacı ( karşı davalı ) İbrahim'in payını bayileri olan diğer davalılardan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, İbrahim'in durumu bildiğini kötü niyetle satın aldığını ileri sürerek tapu iptali ve tescili isteğinde bulunmuştur.
Karşı davanın davalıları Gülüşan, çekişme konusu taşınmazı satmadıklarını icara verdiklerini belirterek davanın reddini savunmuş, Mehmet ise davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, davanın reddine, birleşen karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı karşı davalı Turhan vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Şükran Dağlı İlgün'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, elatmanın önlenmesi, birleşen dava satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden çekişme konusu 276 parsel sayılı taşınmazda, birleşen davanın davalıları Gülüşan ile Mehmet'in 1/3 er paylarının bulunduğu, adı geçenlerin bu payları ile ilgili olarak 4.11.1986 tarihli noter satış vaadi sözleşmesi ile paylarını birleşen davanın davacısı Mehmet'e satışını vaad ettikleri, daha sonra aynı payları 3.2.2000 tarihinde elatmanın önlenmesi davacısı Turhan'a kayden satış yoluyla temlik ettikleri anlaşılmaktadır.
Bir taşınmazın, tamamı veya payının birden ziyade satış vaadi sözleşmesine konu edilmesinde yasal bir engel bulunmadığı gibi, değinilen payların satış vaadi sözleşmesinden sonra kayda dayalı olarak 3.kişilere satışına da bir mani yoktur.
Çekişme konusu taşınmazdaki satış vaadi alacaklısına yapılan temlike dair sözleşmenin siciline yansıtılmadığı, şerh edilmediğide açıktır.
Bu durumda, çekişmeli taşınmaz paylarını sicile güvenerek edinen davacı Turhan'ın bu edimine değer verilmesi gerekeceği kuşkusuzdur.
Diğer taraftan bir çekişmede kişisel hak ile ayni hakkın çatışması halinde çekişmenin ayni hakka üstünlük tanınmak suretiyle çözüme kavuşturulması da asıldır.
Hal böyle olunca, davacı Turhan'ın mülkiyet hakkına değer verilerek elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacı karşı davalı Turhan Acartay'ın temyiz itirazı yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 1.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy