(4721 S. K. m. 683, 737)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, davalının kendi taşınmazında yaptığı duvar, oda ve otoparkın paydaşı bulundukları 706 ada 21 parsel sayılı taşınmaza zarar verdiğini ileri sürüp elatmanın önlenmesine ve yapıların yıkımına karar verilmesi isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, davacılar taşınmazına bir müdahalesinin olmadığını, sınırda bulunan perde duvarın iki binanın güvenliği açısından zorunlu olduğunu belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının taşınmaz sınırına yaptığı perde duvarın arazi eğilimli olduğundan taraf binaların güvenliği açısından gerekli olduğu, açık çıkmanın davacıya bir zararının olmadığı, davacının duvar ve açık çıkmaya komşuluk hukuku gereği katlanmak zorunda olduğu, parapat duvar, oda ve otoparkın imar mevzuatına aykırı olduğu, otoparkın ön bahçe olarak kullanıldığında imar mevzuatına aykırılığın giderileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacılar ve davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla tetkik hakimi Emine Küçüksözen'in raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, komşuluk hukukuna ve imar mevzuatına aykırı yapılaşma nedeniyle çekişmenin giderilmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delilerden davalının kayden maliki bulunduğu 22 parsel sayılı taşınmaz içerisine yaptığı bir kısım inşaatın imar mevzuatı hükümlerine aykırı bulunduğu anlaşılmaktadır. Salt imara aykırılığın idareyi ve idari yaptırımı ilgilendireceği kuşkusuzdur. Ancak bu yapılaşmanın komşuluk hukuku açısından davacıya bir zarar vermesi halinde bu hususun adli yargı yerinde tartışma konusu yapılacağı muhakkaktır. Nevarki mahkemece bu husus üzerinde durulmuş değildir.
Bilindiği üzere; çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet: geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevlerde yükleyen bir ayni haktır. Medeni Kanunun 683. maddesinde "Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir." hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıklardan kaçınmakla yükümlü kılan aynı kanunun 737. maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir.
O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini gözönünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır.
Bunun içinde zararın niteliği, kapsamı ve ne surette giderileceği yönünde tarafların tüm delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler gözetilerek yerinde konunun uzmanlarından oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden inceleme yapılması, davalı yapılaşmasının davacılara ne gibi zararlar vereceğinin saptanması; zararların giderilmesi için önlemlerin ne olabileceğinin belirlenmesi ve bunlardan uygun olanına hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Tarafların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 30.9.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy