(4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar vekili, müvekkillerinin murislerinden gelen 1029 parselin maliki olduklarını, komşu parsel maliki olan davalının da taşınmazlarına el atıp bir kısmını kullandığını, muhtesat yaptığını ileri sürerek elatmasının önlenmesi ile yıkıma karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıların murisi D. Solakoğlu'nun kendi taşınmazına elatması nedeni ile açtığı Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/235 esas sayılı elatmanın önlenilmesi dosyasında dava konusu yere davalının el attığının önlenilmesine karar verildiğini, kararın kesinleşip infaz edildiğini, tarafı olmadığı dosyadaki bilirkişi raporunun kendilerini bağlanamayacağını bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 9.11.2004 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vs. vekili Avukat G. Uslu ile temyiz edilen vekili Avukat O. Zengin geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare Tetkik Hakimi H. Çelik'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenilmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; 1029 parsel sayılı taşınmazın kayden davacılara ait olduğu çap kayıt ve krokilerine göre bu taşınmaza doğu hududunda bir tecavüz bulunduğu görülmektedir. Ne var ki, mahkemece taraflar arasında önceden görülüp kesinleşen Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/235 esas sayılı davası münasebetiyle verilen karardan söz edilmek suretiyle ve anılan kararın kesin hüküm oluşturduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Eldeki dava ile ilgili olarak yerinde yapılan uygulama sonucu düzenlenen ve 3 harita mühendisince oluşturulan 9.4.2003 tarihli aydınlatıcı raporda davaya konu ve komşu parsellerin sınırlarının kadastral pafta ile çakıştığı belirtilmiştir. Bu belirlemeye göre taraflar arasındaki çekişmenin doğruluğu ifade edilen çap kayıt ve krokilerine göre çözümlenmesi gerekeceği kuşkusuzdur. Bilirkişilerce bu kayıtlar dikkate alınarak yapılan ölçümlemeler sonucunda tecavüzün varlığı açıkça ortaya konmuştur.
Taraflar arasında önceden görülüp kesinleşen 1997/235 esas sayılı dosyada düzenlenen bilirkişi raporunda taşınmazların doğusundaki kanalın yerinin hatalı belirlenmesi sonucu 1018 parsele el atıldığı görüşünün bildirildiği görülmektedir.
Hatalı tespitlere dayalı olarak oluşturulan kararın tarafların çap kayıtlarından kaynaklanan mülkiyet haklarını ortadan kaldırmayacağı düşünülmelidir. Bunun sonucu olarak yanılgılı belirlemelerle verilen kararın da elatmanın önlenilmesi davası bakımından kesin hüküm oluşturacağı söylenemez.
Hal böyle olunca, 9.4.2003 havale tarihli 3 kişiden oluşan bilirkişi raporu ve krokisi dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Davacıların bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile açıklanan tüm nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, 4.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren avukat ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 375.000.000 TL. duruşma avukat parasının temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 09.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy