(4721 S. K. m. 683, 688)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, kayden paydaşı bulundukları 768 parsel sayılı taşınmaza davalı Ali'nin payından fazla yer kullanarak, komşu parsel maliki davalı Hilmi'nin ise ekim yapmak suretiyle müdahalede bulunduklarını ileri sürüp elatmanın önlenmesine ve 1.087.025.000.TL.ecrimisilin tahsiline karar verilmesi isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı Ali, taşınmazda kendi payına düşen kadar yer kullandığını, davacılar payına müdahalesi olmadığını belirtip davanın reddini savunmuş, davalı Hilmi, davacılar taşınmazına müdahalesinin olmadığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı Ali'nin dava konusu taşınmazda payından fazla yer kullandığı, davalı Hilmi'nin davacılar taşınmazına ekim yapmak suretiyle müdahale ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalılar tarafından, süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hakimi Emine Küçüksözen'in raporu okundu dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, çekişme konusu 768 parsel sayılı taşınmazın paylı mülkiyet üzere olduğu, davacılar ile davalı Ali'nin ve dava dışı başka kişilerin anılan taşınmazda paydaş bulunduğu, davalı Hilmi'nin ise komşu parsel maliki olduğu anlaşılmaktadır.
Çekişmeli taşınmazda yapılan keşif sonucu düzenlenen rapor ve krokiden davalı Hilmi'nin haklı ve geçerli bir neden bulunmaksızın dava konusu taşınmazın krokide ( E ) harfi ile gösterilen yerine elattığı saptandığına göre, adı geçen davalı bakımından davanın kabul edilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalı Hilmi'nin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, bu davalının çekişmeli taşınmazda işgal ettiği yer bakımından hesaplanan ecrimisilden, davalıların payı oranında tahsiline karar verilmesi gerekirken, ecrimisilin tamamından adı geçenin sorumlu tutulması doğru değildir.
Diğer taraftan, davalı Ali'nin paydaşı olduğu taşınmazda payından çok yer kullandığı saptanmış isede, hükmen davalı Hilmi'nin taşınmazdan men edildiği düşünüldüğünde, taşınmazdan yararlanamayan Kevser'in tasarruf edebileceği bir bölümün oluşacağı kuşkusuzdur. Olaya böyle bakıldığında davalı Ali'nin davacı Kevser'i paydaşı olduğu taşınmazdan yararlanmasını engellediği söylenemez.Taşınmazda bir paydaşın payından çok yer kullanmış olması da bu sonuca etkili değildir.
Hal böyle olunca, davalı Ali hakkındaki davanın reddedilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması da doğru değildir. Davalıların temyiz itirazları yukarıda açıklanan sebeplerle yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 30.9.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy