(818 S. K. m. 254, 276) (4721 S. K. m. 806)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, dava konusu bağımsız bölümün kayden maliki olduklarını, bu bölümün intifa hakkının babalarına ait olduğunu ve babaları A. Recai tarafından davalıya 21.2.2000 tarihinde 5 yıllığına kiraya verildiğini, babalarının 2001 yılının Eylül ayında vefat ettiğini, intifanın konusunun kalmadığını ileri sürerek, davalının elatmasının önlenmesiyle ecrimisil isteklerinde bulunmuşlardır. Birleşen davada da 2002'nin 7. ayı ile 2004'ün 2. ayları arası 8.400.000.000 TL ecrimisilin tahakkuk tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsili isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, dava konusu taşınmazda kiracı olduğunu, kira sözleşmesinin geçerli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine dair önceden verilen karar Dairece ... davacıların intifa hakkı sahibinin ölümü ile haklarının tam mülkiyete dönüştüğü, sorunun kira sözleşmesinin intifa hakkı sahibinin ölümü üzerine davacı malikleri bağlayıp bağlamayacağı noktasında olduğu, BK'nun 254 ve 276 maddeleri hükümleri göz önünde bulundurulduğunda, kira dönemi içerisinde kiralayanın mülkiyet hakkını devretmesi veya ölümü halinde yeni malikin önceki kira sözleşmesi hükümleri ile bağlı olacağı hususu göz önüne alındığında sırf MK'nun 806. md. sindeki iade mükellefiyetinin varlığından söz edilerek davalının fuzuli işgalci olduğundan bahsedilemeyeceği, intifa hakkı sahibinin kiraladığı bağımsız bölümü intifa hakkına konu olan bir mal olduğunu söylediği veya davalının bunu bildiği yolunda bir araştırma yapılmadığı, bu hususun araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerektiği ... gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozmaya uyularak yapılan inceleme sonucu davalının dava konusu taşınmazın intifa hakkına konu bir taşınmaz olduğunu bildiği, bu nedenle intifa hakkı sahibinin ölümü ile kira sözleşmesinin sona erdiği gerekçesiyle davanın kabulüyle, davalının elatmasının önlenmesine, asıl ve birleşen davadaki ecrimisil talebinin kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 18.10.2005 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden M. Yeşilçimen geldiler davetiye tebliğe rağmen temyiz edilen vs. vekili avukatlar gelmediler, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen asilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare Tetkik Hakimi U. Şentürk'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkin olup hükmüne uyulan bozma ilamı dikkate alınmak suretiyle davanın kabul edilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
Ancak, dava ve birleşen dava dilekçelerinde belirtilen ve itiraza uğramayan dava değeri üzerinden davacı yararına avukatlık parasına hükmedilmesi gerekirken, çekişmeli taşınmazın keşfen saptanan ancak yargılama aşamasında harcın tamamlanmayan değer gözetilerek fazla vekalet ücreti takdiri doğru değildir.
Sonuç: Davalının bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenle HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 18.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy