(4721 S. K. m. 683) (3402 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, çekişmeli yerin tapulu taşınmazı olduğunu, davalının bu yere haksız biçimde el attığını ileri sürerek önlenmesini istemiştir.
Davalı, davacı tapusunun taşınmaza uymadığını savunmuş, birleştirilen 2003/7 esas sayılı karşı davası ile de harici satın alma ve zilyetliğe dayanarak dava konusu taşınmazın adına tescilini istemiştir.
Mahkemece, davacı tapusunun taşınmazı kapsamadığının ve davalı k.davacının zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleştiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle elatmanın önlenmesi davasının reddine, tescil davasının kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı A. Koç ile hazine tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi M. Ataker'in raporu okundu, düşüncesi alındı.
Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapu kaydına dayalı elatmanın önlenmesi; birleştirilerek görülen karşı dava ise harici satın alma ve zilyetliğe dayalı tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece; asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki soruşturma ve uygulamanın hükme yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacının dayandığı tapunun ilk tesisinin 1938 yılında 2510 Sayılı Yasaya göre iskanen oluştuğu, dava konusu taşınmazın komşu taşınmazlarına ait olduğu ileri sürülen tapu kayıtlarının da aynı yasayla tesis edildiği anlaşılmaktadır. Ancak sözü edilen her üç tapu kaydının iskan haritalarının bulunup bulunmadığı araştırılmadığı gibi usulünce mahalline de uygulanmadığı görülmektedir.
Bilindiği üzere; harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Kanunun 719, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip, doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa, ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı, usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan, dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi; gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir.
Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur.
Hal böyle olunca, çekişmeli taşınmaza ve komşularına ait olduğu söylenen tapu kayıtlarının haritalarının bulunup bulunmadığının merciinden sorularak varsa getirtilmesi, mahallinde yaşlı ve yansız üç yerel bilirkişi aracılığı ile yeniden keşif yapılması, kayıtların ve haritalarının yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde uygulanması, fen bilirkişine keşfi izlemeye yarayan kroki düzenlettirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken soyut uygulama ve yerel bilirkişi beyanıyla yetinilip yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Davacının ve hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 06.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy