(3402 S. K. m. 14, 20)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, dava konusu 25 parça taşınmazın davalılar adına tahdit ve tespit edildiğini, bu taşınmazların dayanak tapu kaydının 55140 m2, vergi kaydının 5400 m2 olduğunu, tapunun ve vergi kaydının sınırlarının değişebilir olduğunu, miktar itibariyle esas tutulması gerektiğini ileri sürüp davalılar adına olan kaydın iptali ile bu kısma elatmanın önlenmesine ve dayanak kayıt fazlasının tescil harici bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, taşınmazları nizasız fasılasız uzun yıllardır kullandıklarını belirtip, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalılardan A. Özyalçın dava tarihinde ölü olduğu gerekçesiyle diğer davalılar yönünden de dava sabit olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi B. D. Koç'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çekişmeli parsellere uygulanan kayıt miktar fazlasının tapusunun iptali ile kadastro harici bırakılması ve bu bölümlere elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davalı A.'ın dava tarihinde ölü olduğundan, diğer davalılar hakkındaki davanın sübut bulmadığından bahisle reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, özellikle kadastro tespit tutanakları ve çap kayıtlarından 372 ada 1, 5, 13, 50, 52, 54, 58, 60, 81, 83, 84, 86, 98 parsel sayılı taşınmazların paylı mülkiyet üzere V., A. ve C. Özyalçın adlarına, aynı ada 4, 7, 8, 49, 62, 63, 65, parsel ve 373 ada 20, 21 parsellerin V. oğlu A. Özyalçın adına, 372 ada 87, 88 parsellerin İ. Görgeç, aynı ada 55 parselin ise S. Eraslan adına olmak üzere genel toplamı 345.890 m2 yüz ölçümündeki taşınmazın toplam 25 adet parsel olarak Haziran 1328 tarih, 61 sıra nolu tapudan gelen 55140 m2 yüzölçümlü 31.12.1953 tarih 15 sıra nolu tapu ve 1936 tarih, 189/4 tahrir numaralı 5400 m2 yüz ölçümündeki vergi kaydına dayanılarak kadastro tespitlerinin yapıldığı ve kadastro komisyon kararları sonucu davalılar adına çap kayıtlarının oluştuğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, 4, 7, 8 sayılı parseller dışında kalan yukarıda belirtilen 22 parça taşınmazın davalı tarafın dayanağını oluşturan ve keşfen iç içe girdiği saptanan (vergi kaydının tapu kapsamında kaldığı belirlenmiş) değişmez sınırlı tapu kaydı kapsamında kaldığı kabul edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa davalı tarafın dayanağını teşkil eden tapu vergi kaydı sınır olarak tepe, kaya, taş gibi nokta ve genel mahiyette değişir ve genişletilmeye elverişli sınırları okumaktadır. 23.6.1997 tarihli teknik bilirkişi krokisinde de gösterildiği gibi her bir parsel ayrı ayrı yerlerde ve dağınık bir şekilde arazide yayılmış durumdadır. Parseller arasında kayıt sınırlarında okunduğu şekilde geniş birer sahayı kapsayacak vaziyette tepeler ve taşlık bölümler yer almaktadır. Tapu tekniği itibariyle kayıt kapsamının anılan taşlık ve tepeleri aşarak bağlantısı kesilmek (ittisali koparmak) suretiyle diğer taraftaki taşınmazları da kapsamına alması olanaksız olup davalılara ait tapunun sabit sınırlı olduğu söylenemez. Buna göre davalıların dayanağı tapunun kapsam itibariyle miktarı ile geçerli olacağı da kuşkusuzdur. Ayrıca, miktar fazlalıkları yönünden iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı açısından bir araştırma yapılmış değildir. Kaldı ki, davalılar 16.4.1986 tarihli davaya cevap dilekçelerinde bir kısım taşınmazların tapu kapsamında kalmadığını bildirmişlerdir. Mahkemece bu iddia ve savunma üzerinde de durulmamıştır.
O halde, 3402 Sayılı Yasanın 20. maddesi gereğince davalıların dayanağı iç içe giren kayıtlardan (tedahül eden) miktarı fazla olan tapu kaydına değişmez sınırlarla bağlantı kesilmeksizin miktarı ile kapsam tayin edilmesi, ondan sonra miktar fazlalıkları üzerinde davalılar yönünden 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin taraf delillerinin de toplanmak suretiyle araştırılması ve soruşturmanın eksiksiz tamamlanması, ondan sonra tüm bulguların bir arada değerlendirilmesi ve buna göre bir karar verilmesi gereklidir. Bu itibarla ve yanılgılı değerlendirmeyle kaydın sabit sınırlı olduğu kabul edilerek davanın reddi doğru değildir.
Diğer taraftan, bir kısım parsellerde paydaş olan davalı A.'ın 1974 tarihinde ve dava tarihinden (1986) önce öldüğü nüfus kayıtları ile sabittir. Onun hakkındaki davanın 4.5.1978 tarih, 4/5 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı uyarınca reddedilmiş olması kural olarak doğrudur. Ne var ki, davada tescil isteği olmayıp istek sadece kayıt miktar fazlalıklarının tapusunun iptali ile kadastro harici bırakılmasına hasredildiğine göre yapılacak araştırma ve değerlendirme sonucu böylesine bir karar verildiğinde çekişmeli bir kısım taşınmazlardaki davalılardan bir bölümünün çekişmeye konu payları iptal edilirken hakkında davası reddedilen Abdullah payı yönünden sicil ayakta kalacaktır. Oysa bu durum taşınmazın niteliği ve sicillerin tutulması prensiplerine aykırı düşeceği gibi Medeni Kanunun 999. (eski 912) maddesi tapuya kayıtlı bir taşınmaz, kayda tabi olmayan bir taşınmaza dönüşürse tapu sicilinden çıkarılır hükmüne de aykırılık oluşturacaktır.
Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilkeler ve açıklamalar çerçevesinde gerekli araştırma ve uygulamanın yapılması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması, davalıların dayanağı tapu kaydına miktarı ile kapsam tayin edilmesi, miktar fazlası yönünden zilyetlikle mülk edinme koşullarının davalılar yönünden oluşup oluşmadığının saptanması fen bilirkişisine keşfi izlemeye elverişli kroki çizdirilmesi miktar fazlalıkları açısından talebe bağlı kalınarak kadastro harici bırakılması şeklinde hüküm kurulmasını gerektirir bir olgunun tespiti halinde Abdullah mirasçıları aleyhinde de dava açılmasının sağlanması eldeki dava ile birleştirilerek bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davacı hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 08.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy