(1086 S. K. m. 163, 414)
Dava: Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada; Davacılar, okuma yazma bilmeyen, cahil ve sakat kişiler olduklarını, murislerinden intikal eden taşınmazların mirasçılara devri için davalı K. Yıldırım'a vekalet verdiklerini, ancak kötü niyetli davalının satış yetkisini de alarak vekalet görevini kötüye kullanmak suretiyle 21 parça taşınmazdaki paylarını kardeşleri olan diğer davalı B. Şimşir'e muvazaalı ve bedelsiz olarak devrettiğini ileri sürüp tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tesciline, tazminat talep haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı B., davacılar ve dava dışı kardeşleri ile bedelde anlaşarak vekil K. Yıldırım aracılığı ile bir kısım payların adına temlik edildiğini, bedelin ödendiğini, arsa bedelleri yükselince devirden 6 sene sonra kötü niyetli olarak dava açıldığını bildirip davanın reddini savunmuş, davalı K. yanıt vermemiştir.
Mahkemece, keşif giderlerinin kesin süre içinde yatırılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi S. Altınbulak'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, vekalet akdinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, kesin süreye uyulmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
HUMK'nun 414 maddesi hükmüne göre, mahkemece verilen keşif kararında ve keşif giderlerinin yatırılması için ayni kanunun 163. maddesi uyarınca ilgili tarafa tanınan önel ve kesin önele ilişkin ara kararında; yapılması gereken, işlerin neler olduğunun tam bir açıklıkla belirtilmesi, sürenin yeterli ve elverişli olması; keşif giderlerinin (hakim ve mahkeme personelinin yol tazminatını, taşıt giderlerini, tanık ve bilirkişi ücretlerini ve bunlara çıkarılacak davetiye giderlerini kapsayacak biçimde) ayrıntılı olarak saptanması; davanın taraflarca bizzat takip edildiğinin anlaşılması halinde, önele uymamanın doğuracağı sonuçların kendilerine açıklanması ve tarafların uyarılması zorunludur. Kaldı ki keşif günü olarak tayin edilen 1.10.2003 tarihinde davacı vekilinin ara kararı gereğini yerine getirmek üzere başvurmuş olmasının dikkate alınmaması da doğru değildir.
Hal böyle olunca, davacıların temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine,07.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy