(4721 S. K. m. 683, 737) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden paydaşı bulunduğu 265 parsel sayılı taşınmaza davalının şantiye binası yapmak, kum almak, depo olarak kullanmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürüp yapıların yıkımına, taşınmazın eski hale getirilmesine ve 10.150.000.000.TL. ecrimisilin ve tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, Anamur Belediyesinin Anamur (İçel) Atık su Deniz Deşarjı İnşaat ihalesini İller Bankasından aldıklarını, kendilerine gösterilen taşınmazda şantiye binasını yapıp çalışmaya başladıklarını, proje dolayısıyla taşınmazı kullandıklarından husumetin kendilerine yöneltilemeyeceğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın dava dışı maliye hazinesine ait olduğu, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla tetkik Hakimi E. Küçüksözen'in raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, elatmanın önlenmesi, yıkım, eski hale getirme, ecrimisil ve tazminat isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, davacının çekişme konusu 265 parsel sayılı taşınmazda kayden paydaş olduğu davalının kayıttan kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı, paydaşı bulunduğu taşınmaza davalının haklı ve geçerli bir sebebi olmaksızın şantiye binası yapmak, kum deposu olarak kullanmak suretiyle el attığı iddiasıyla eldeki davayı açmıştır.
Mahkemece davacı taşınmazına elatma olgusunun tespit edilemediğini yansıtan teknik bilirkişi M. K.'nın 15.3.2004 günlü ek raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın sıfat yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Oysa keşfen belirlenen 9.10.2003 günlü teknik bilirkişi heyeti raporunda çekişmeli taşınmaza davalı tarafından yapılan yapıların yerleri gösterilmek suretiyle tecavüzün varlığı bildirilmiş sonradan ek rapor düzenleyen M. K.'nın önceki rapor ve krokisinde tecavüzün varlığından bahsedilmemek suretiyle çelişki oluşmuştur.
Bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden ve hangi sebeple ek rapora değer verildiği tartışılmadan çekişmenin giderilmesine olanak yoktur.
Sonuç: Hal böyle olunca; içlerinde harita mühendisinin de yer aldığı 3 kişilik bilirkişi kurulu aracılığı ile mahallinde yeniden uygulama yapılması, tereddüde sebep vermeyecek şekilde davacı taşınmazında elatmanın bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 01.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy