(4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki bulunduğu 2402 ada 8 parsel sayılı taşınmaza davalının bina yapmak ve bahçe olarak kullanmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürüp elatmanın önlenmesine, muhtesatın yıkımına ve 1.570.426.710.TL. ecrimisilin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davalı Ayşe'ye ait olan binanın tapu kaydında beyanlar hanesinde gösterildiğini, kadastro mahkemesinde aynı konuda taraflar arasında görülen davanın kesin hüküm oluşturduğunu, bina kaçak olmadığından yıkım istenemeyeceğini belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmaza davalının bina yapmak, bahçe olarak kullanmak suretiyle elattığı, kaim bedeli davacının ödemeyeceğini bildirdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla tetkik hakimi Emine Küçüksözen'in raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğinin kabulüne, yıkım isteğinin Reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 8 parsel sayılı taşınmazın 6831 sayılı yasanın 2/b maddesi hükmü gereği hazine adına orman dışına çıkarıldığı, kayden davacı hazineye ait bulunduğu, anılan yerde davalılara ait bulunduğu, anılan yerde davalılara ait ve onların tasarrufunda olan muhtesat olduğu anlaşılmaktadır. Davalıların anılan taşınmazı işgallerinin haklı ve geçerli bir nedene dayanmadığı sabittir. Esasen bu olgu mahkemenin de kabulündedir.
Öyle ise; elatmanın önlenmesine ve ecrimisile hükmedilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalıların temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine,
Davacı hazinenin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; yerinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, 8 parsel sayılı taşınmazın zemin olarak 9.295.000.000-TL. üzerindeki muhtesatın ise, 10.257.636.500-TL. bedelli olduğu belirlenmiştir. Yapılan bu saptamalara göre yargının değeri ve nitelikleri bakımından korunması gerekmeyen, yıkım fahiş zarar doğurmayan vasıfları taşıdığı, hazine yönünden sübjektif yararlanma olanağı da bulunmadığı açıktır.
Hal böyle olunca; yıkım isteğinin de kabulüne karar verilmesi gerekirken bu isteğin reddi doğru değildir.
Sonuç: Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenle HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy