(4721 S. K. m. 1023, 1024)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, çekişme konusu 1210 (yeni 1275) parsel sayılı taşınmazdaki miras bırakanları olan H. A. Akagündüz adına kayıtlı olan payın, dava dışı akrabaları olan İ. Uğur tarafından alınan sahte veraset ilamı ile önce annesi A. Baydar'a intikalinin yaptırıldığı, sonra Y. Başol'a satıldığı, anılan kişi tarafından da davalılara temlik edildiğini, sahtecilik eyleminin ceza davası ile belirlendiğini ileri sürüp, paya ilişkin tapu iptal ve payları oranında adlarına tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalılar, taşınmazı iyi niyetle satın aldıklarını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalıların iyi niyetli oldukları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi H. Gerçeker'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, sahtecilik hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 1210 (1275 yeni) parsel sayılı taşınmazdaki davacıların murisi H. A.'a ait payın 27.3.1997 tarihinde veraset ilamı kullanılmak suretiyle dava dışı İ.'in annesi A.'ye intikal ettirildiği ve aynı gün dava dışı Y. Başol'a satış suretiyle temlik edildiği ondan da davalı Cemil'e ve Zeki 'ye 2.4.1997 tarihinde satış yoluyla intikal ettirildiği anlaşılmaktadır.
Davacılar, murisleri H. A. üzerindeki kaydın sahte veraset belgesi ile intikal ettirildiğini iddia ederek iptal ve tescil istemişlerdir.
Dava dışı İ. ve Y. hakkında açılan ceza davası sonucu Ankara 6.Ağır Ceza Mahkemesinin 24.2.2003 tarih 2003/97 nolu ilamı ile iddia konusu veraset ilamının sahte olarak düzenlenmesi sebebiyle mahkum oldukları böylece ilk intikalin sahte belgeye dayalı olarak gerçekleştirildiğinin belirlendiği sabittir.
Mahkemece, taşınmazın kendisine intikali sağlanan A. tarafından Y.'a yapılan temlik işleminde Y.'ın 2.el olduğu ve iyi niyetli bulunduğu, dolayısıyla ondan edinenlerinde iyi niyetinin korunacağı kabul edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerçekten de, 27.12.1939 tarih 11/60 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca sahte veraset belgesi kullanılmak suretiyle taşınmazdaki pay kaydının A.'ye intikal işlemi ilk el olup, adı geçen kişinin temlikin hukuksal dayanağı olan belgeden edinmesi sebebiyle iyi niyetli kabul edilemeyeceği açıktır. Ondan edinen Y.'ın ise anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca 2.el durumunda bulunduğu da tartışmasızdır. 2. el durumunda bulunan kişinin iyi niyetli olması halinde ediminin korunacağında şüphe yoktur.Ancak yukarda değinilen Ağır Ceza Mahkemesinin mahkumiyet kararında dava dışı İ. ile Y.'ın birlikte hareket etmek suretiyle sahte işlemi gerçekleştirdikleri belirlenmiştir.O halde Y.'ın iyi niyetli olduğu söylenemez.Öte yandan Y.dan edinen Cemil ve Zeki'nin de kardeş oldukları, ayrıca her ikisinin de taşınmazda önceden paydaş oldukları kayden sabit olduğuna göre, sahtecilik ile gerçekleştirilen işlemi bilebilecek konumda oldukları da açıktır.Öyle ise, anılan kişilerin Türk Medeni Kanununun 1023.maddesinden istifade etmelerine de olanak yoktur.
Sonuç: Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy