(1086 S. K. m. 91, 409)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanları Rahmi Yıldız'ın bir kısım taşınmazlarını bağış, ölünceye kadar bakma ve satış yoluyla davalılara temlik ettiğini, murisin asıl amacının diğer mirasçılardan mal kaçırmak olup, temliklerin muvazaalı olduğunu ileri sürerek, payları oranında iptal ve tescil olmazsa tenkis isteminde bulunmuşlardır.
Davacı Gölcük açısından davanın açılmamış sayılmasına, diğer davacılar yönünden feragat nedeniyle reddine dair verilen karar Dairece kısa karar gerekçeli karar çelişkisi sebebiyle bozulmuş olup Mahkemece bozmaya uyularak; davacılardan Gölcük'ün davasının HUMK.'nun 409. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verildiği, mirasçıların da aynı davayı takip etme imkanlarının olmadığından davayı takip etme taleplerinin reddine; diğer davacılar yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Selda Özer'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal, tenkis ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı Narin yönünden vazgeçme nedeniyle davanın reddine, diğer davacılar bakımından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; miras bırakan Rahmi Yıldız'ın Budaklı mevkiinde bulunan Mayıs 1958 tarih 39 sıra numarasında tapuya kayıtlı taşınmazının 16250/39500 payını davalı Mustafa'ya 20.3.1978 tarihinde ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle temlik ettiği, davalı Mustafa'nın da bu payın tamamını Ekim 1984 tarihinde davalı Faik'e satarak devrettiği, aynı taşınmazın 12250/39500 payının da yine muris tarafından davalı Mustafa'ya 18.10.1988 tarihinde bağışlandığı; miras bırakanın yine Budaklı mevkiinde bulunan Haziran 1960 tarih ve 14 sıra numarasında tapuya kayıtlı taşınmazının ½ payını Mart 1978 tarihinde davalı Mustafa'ya ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle temlik ettiği ve Mustafa'nın da bu payı davalılar Faik, Cemile ve Neziha'ya Ekim 1984 tarihinde sattığı, geri kalan ½ payında muris tarafından 7.10.1988 tarihinde davalı Faik'e satış suretiyle temlik edildiği görülmektedir.
Davacılar açıklanan süreç içerisinde yapılan temliklerin kendilerinden mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmışlar, davalı taraf dosyaya sunduğu 25.4.1991 tarihli miras taksim sözleşmesi başlıklı belge ile davaya karşı çıkmıştır.
Anılan sözleşmede mirasçıların miras bırakandan intikal eden taşınmazları aralarında taksim ettikleri belirtildikten sonra sözleşmenin 4. maddesinde davacıların eldeki bu davadan bahisle feragat ettiklerini bildirdikleri anlaşılmaktadır.
Gerçektende anılan sözleşmenin geçerli bir sözleşme olarak belirlenip nitelendirilmesi halinde sözleşmedeki davacıların feragat beyanına değer verilmesi gerekeceğinde kuşku yoktur. Ne var ki, anılan sözleşmede adı geçen Gölcük'ün imzasının tartışmalı olduğu,hatta imzasının bulunmadığı belirtilmiş,bu konu yeterince araştırılmamıştır.
Hal böyle olunca, 25.4.1991 tarihli sözleşmenin geçerli ve hukuki sonuç doğuracak nitelikli bir belge olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacı Narin'in temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy