(4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı; kayden maliki olduğu 1671 parsel sayılı taşınmazının sınırlarını beton direk ve tel örgü ile çevirdiğini,ancak, komşu 1678 parsel sayılı taşınmaz malikleri davalıların şikayetleri üzerine aleyhine idari men kararı verildiğini ileri sürüp,taşınmazının güney kısmına davalıların ekip sürmek suretiyle elatmalarının önlenmesini ve idari men kararının iptalini istemiştir.
Davalılar; 1678 parsel sayılı taşınmazlarına davacının müdahale ettiğini,kendilerinin herhangi bir elatmaları bulunmadığını,pafta ile ölçü krokisinin uyumsuz olduklarını belirtip;davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece; pafta ile ölçü krokisinin uyumsuz olduğu,ancak, K.K.nun 41.maddesine göre mülkiyet değişikliği yapılamayacağı,harita mühendisi bilirkişinin ölçü krokisine göre hazırladığı rapor gereğince, davalıların davacı taşınmazına elattıkları gerekçesiyle;davanın kısmen kabulü ile davalıların elatmalarının önlenmesine;idari men kararının iptali isteminin yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar,davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla;
Tetkik Hâkimi Sevinç Türközmen'in raporu okundu, düşüncesi alındı.Dosya incelendi,gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, pafta ile ölçü krokisi arasında uyumsuzluk olduğundan söz edilerek, ölçü değerlerine göre düzenlenen bilirkişi krokisi esas alınarak hüküm kurulmuştur.
Çap iptale kadar geçerlidir.Çaplı taşınmaza elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle çap kaydının yada kayıtlarının getirtilerek tarafların tüm delilleri toplanılmalı, dosya keşife hazır hale geldikten sonra yapılacak uygulamada çekişmeli yer ile yanların ellerinde bulunan kısımların sınırları tarafların ortak beyanlarına göre açıklığa kavuşturulmalı, gerektiğinde bu yön taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır. Daha sonra belirlenen bu durum gözönünde tutularak hazır bulundurulan kadastro fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilere kadastro sırasında konan nirengi noktalarından, bunlar yoksa hem paftada hem arazide mevcut sabit noktalardan yararlanılarak takometrik aletlerle kadastral yöntemlere uygun biçimde ölçüm yaptırılmalı; bilirkişilerden uygulamayı yansıtan, infazı sağlamaya yeterli ve özellikle davacı tarafın taşınmazına bir tecavüzün bulunup bulunmadığını varsa miktarını açıkça gösteren kroki ve rapor alınmalıdır.
Sonuç: Hal böyle olunca; yukarıdaki ilke ve olgulara göre, gerekli araştırma ve soruşturmanın yapılması, varılacak sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulması gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmiş olması doğru değildir.Davalıların temyiz itirazları yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 2.3.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy