(818 S. K. m. 19, 20)
Dava: Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada; Davacı, kayden maliki olduğu 5102 parsel sayılı taşınmazdaki 10 nolu bağımsız bölümü davalıların haksız olarak kullandıklarını ileri sürüp, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur. Davalılar, çekişmeli taşınmazı ilerde geri verilmesi şartıyla davacıya muvazaalı olarak satış suretiyle temlik ettiklerini ancak taşınmazın iade edilmediği belirterek açtıkları tapu iptal davası birleştirilerek görülmüştür. Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davalılar (karşı davacılar) vekili tarafından süresinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 12.4.2005 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edilen M. Yarar geldiler davetiye tebliğe rağmen temyiz eden vs. vekili avukat gelmedi yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen asilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare Tetkik Hakimi A.Sevil Çalıkoğlu tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, elatmanın önlenmesi, birleşen dava tapu iptal ve tescil isteklerine ilişkindir. Dosya içeriğinden, toplanan delillerden davalıların kayden davacıya ait bulunan 5102 parseldeki 10 nolu bağımsız bölünme haklı ve geçerli bir neden olmasızın elatıkları saptandığına göre, davanın kabul edilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Öte yandan inanç sözleşmesi iddiasına dayalı davanın da 5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İnançları Birleştirme Kararında öngörüldüğü anlamda yazılı belge ile kanıtlanamadığı gözetilerek reddedilmiş olması da doğrudur. Diğer taraftan inanç sözleşmesinin niteliği gereği taraf yemininin çekişmeli taşınmazın temliki tarihinde olması şart kılınan sözleşme yerine hüküm ve sonuç doğurmayacağı ve mülkiyetin nakli sebebi sayılamayacağı düşüncesi ile yemin delilinin hatırlatılmamasında da bir isabetsizlik yoktur.
Sonuç: Davalıların (birleşen davanın davacılarının) temyiz itirazları yerinde değildir. Reddi ile hükmün açıklanan nedenden ötürü ONANMASINA, aşağıda yazılı 122,00 YTL. bakiye onama harcının temyiz edenden alınmasına, 12.4.2005 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Bilindiği üzere, inanç özleşmesi inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme nedenlerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme koşullarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Alacak ve mülkiyetin hukuksal sebebini oluşturur.
Yüksek Yargıtay'ın üç İnançları Birleştirme Kararına (8.5.1941 tarih 29/5; 5.2.1947 tarih 20/6; 7.10.1953 tarih 7/8 sayılı) ve önemli öğreti çalışmalarına konu olmuştur.
Teminat için taşınmazını temlik eden borçlu, borcun ödenmesi durumunda taşınmaz mülkiyetinin tekrar kendisine devredileceği inancını taşımaktadır. Bu nedenle gerek öğretide ve gerekse uygulamada inançlı muameleler arasında yer almıştır. Bu tür bir iddianın yazılı delille kanıtlanması gerektiğinde kuşku yoktur. Esasen HUMK. nun 290. maddesi de bunu öngörmektedir. O halde senede karşı tanık dinletme olanağı bulunmamaktır. Ancak, dava dilekçesinden açıkça veya vs. ya da sair deliller denilmek suretiyle yemin deliline de dayanıldığı anlaşılmakta ise, bu delilin (yeminin) kullandırılması engellenemez. Zira yemin, yasaca öngörülen kesin delillerden olup, ispat aracı olarak, yargılamanın her aşamasında taraf yemini biçiminde kullandırılabilir.5.2.1947 tarih 20/6 Sayılı İnançları Birleştirme Kararının nam-ı müstear iddiasına dayalı davaların yazılı delille kanıtlanabileceğini öngörmesinin sonucu tapu kaydı ya da resmi delile karşı ancak yazılı delille savunma yapabilme imkanını tanımaktan ibarettir. Yoksa yemin delilini bertaraf eden bir gerekçesi ya da sonucu yoktur.
Somut olayda, yemin deliline de dayanıldığına göre, davacıya yemin teklif etme olanağının tanınması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi yerel mahkeme kararının bu gerekçe ile BOZULMASI gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun onama kararına katılamıyoruz.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy