(4721 S. K. m. 2, 3, 1023, 1024)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakan adına kayıtlı bulunan 15 parça taşınmazı davalının sahte işlemlerle satış yoluyla temlikini sağladığını ileri sürüp tapu kayıtlarının iptali ile payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, dava konusu taşınmazların temlikinden davalıların haberdar olduğunu belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazların bir bölümünün davalıya temlikinin sahtecilik suretiyle yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacılar ve dahili davalılar tarafından süresinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi E. Küçüksözen'in raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Duruşma isteği değerden reddedildi. Gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, sahtecilik hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden toplanan delillerden; çekişme konusu 251, 252, 253, 259, 260, 261, 262, 263, 264, 267 parsel sayılı taşınmazların 27.8.1984 tarihli akitle; 254, 257, 258, 261 ve 262 parsel sayılı taşınmazların ise 30.9.1993 tarihli akitle vekil Mehmet A. tarafından davalıya satış yoluyla pay temliklerinin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davacılar, anılan bu temliklerin miras bırakanın ölümünden sonra vekalet görevi sona erdiği halde sahtecilik suretiyle yapıldığını, miras bırakan Z. Akıl'ın ölüm mernis tutanağındaki ölüm tarihinin gerçeği yansıtmadığını, tutanaktaki muhtar imzasının sahte olduğunu ileri sürüp iptal ve tescil talebinde bulunmuşlardır. Gerçekten de 17.03.1994 tarihli nüfus kaydına esas alınan ölüm mernis tutanağındaki muhtar imzasının sahte olduğu 07.03.2002 tarihli adli tıp raporu ile de belirlenmiştir.
Bu durumda, çekişmenin doğru bir şekilde çözümlenebilmesi için davacıların miras bırakanın ölüm tarihinin açıkça saptanması zorunludur.
Sonuç: Hal böyle olunca, davacıların miras bırakanı H. kızı 1323 doğumlu Z. Akıl'ın ölüm tarihinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi bunun için gerektiğinde taraflara yargı yoluna başvurma imkanı tanınması, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir. Davacılar ile dahili davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 29.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy