(2863 S. K. m. 10) (4848 S. K. m. 2) (4721 S. K. m. 683) (1086 S. K. m. 38)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 1. derece arkeolojik sit alanına davalının bina yapmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürüp el atmanın önlenmesine, yapıların yıkımına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazı 11 yıl önce satın alıp bina yaptığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın dava dışı şahıs adına kayıtlı olduğu, Hazine'nin dava açma sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla tetkik hakimi E.K.'nın raporu okundu, düşüncesi alındı, dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, 2863 Sayılı Yasadan kaynaklanan el atmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir. Mahkemece, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Davada ileri sürülen iddianın içeriğine göre; kayden ayrı ayrı dava dışı kişilere ve Hazine'ye ait 110 ve 111 parsel sayılı taşınmazlar ile çevre taşınmazların Koruma Kurulu Karan ile "Antik Misis Kenti Örenyeri 1. derecede arkeolojik sit alanı olarak ilan edildiği ve durumun sicile yansıtıldığı halde davalının yapılanmak suretiyle el attığı iddiasıyla davacı Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca eldeki davanın açıldığı ve mahkemece davanın davacı idarenin dayalı husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; Kültür ve Turizm Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki 4848 Sayılı Yasanın 2. maddesinde de bu bakanlığın görevleri sayılırken, aynı maddenin "C" fıkrası hükmü ile de tarihi ve kültürel varlıkları korumanın bakanlığın görevleri kapsamında olduğu açıkça belirtilmiştir. Öte yandan 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 10. maddesinde de aynen; "Her kimin mülkiyetinde veya idaresinde olursa olsun, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirler almak, aldırmak ve bunların her türlü denetimini yapmak Kültür ve Turizm Bakanlığı'na aittir" şeklinde düzenlemeye yer verdikten sonra bu hizmetlerin yerine getirtilmesi için bakanlığa her yıl yeteri kadar ödenek konulacağı hükme bağlanmıştır.
O halde, yukarıda değinilen yasal düzenlemeler karşısında davanın bakanlık adına Hazine avukatınca açıldığı da gözetildiğinde davacı Kültür ve Turizm Bakanlığının davada aktif dava ehliyetinin bulunmadığını söylemeye olanak yoktur.
Hal böyle olunca; iddia ve savunma doğrultusunda taraf delillerinin toplanması, hüküm kurmaya elverişli olacak nitelikte araştırma ve inceleme yapılması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması, sonucuna göre işin esası hakkında bir hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ve yasal olmayan gerekçelerle yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacı idarenin temyiz itirazı yerindedir, Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 08.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy