(818 S. K. m. 34, 396)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, çekişme konusu taşınmazlarda payları bulunduğunu, 23.07.1990 tarihinde dava dışı G. Ceyhan'a vekaletname verdiğini, ancak daha sonra azlettiğini, 2001 senesinde G.'nin bu vekaletname ile taşınmazlardaki payını davalı eşi A. Ceyhan'a satış suretiyle temlik ettiğini ileri sürerek, tapu iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, temlik senediyle taşınmazlardaki payların davalıya temlik edildiği ve temlik senedine karşı zamanaşımı itirazında bulunulmadığı, satımdan önce azilnamenin de vekile ulaşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi S. Özer'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dosya içeriğinden toplanan delillerden; çekişme konusu 119, 358, 383, 685, 1508 ve 1515 parsel sayılı taşınmazların 3.8.2001 tarihli akitle vekaleten davalıya temlik edildiği görülmektedir.
Davacı, anılan temlik dayanağı vekaletin azle rağmen kullanıldığını ve tescil dayanağı yapıldığını ileri sürmüştür. Gerçekten de davacının, Kırşehir 1. Noterliğinin 11802 yevmiye sayılı işlemiyle 23.7.1990 tarihinde dava dışı G. Ceyhan'ı murislerinden intikal eden taşınmazların davalıya satışı için vekil tayin ettiği,2.6.1999 tarihinde de davacının vekili azlettiği, azlin 4.6.1999 tarihinde tapu sicilindeki azil defterine işlendiği, satış işleminin ise azilden sonra gerçekleştiği görülmektedir.
Borçlar Kanununun 34. maddesi hükmü dikkate alındığında vekilin ve onunla işlem yapanın azil keyfiyetine ıttıla kesbetmesi halinde vekil edenin, vekilin yaptığı işlemle bağlı sayılamayacağı kuşkusuzdur. Ne var ki, yasanın açıklanan hükmündeki kurallar bakımından azil keyfiyetinin vekile tebliğ edilip edilmediği, azilden bilgisinin olup olmadığı araştırılmamıştır. Diğer taraflar davalının da bu husustaki bilgisi soruşturulmuş değildir.
Sonuç: Hal böyle olunca, yukarıda açıklandığı üzere gerekli araştırmanın ve soruşturmanın yapılması ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 26.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy