(4721 S. K. m. 683, 719) (3402 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacı, K.Evvel 99 D.tarih, 7 no'lu tapu ile maliki bulunduğu ve 70 yıldır tasarrufları altındaki yeri davalıların sahih esasa dayanmayan ve mükerrer K.Sani 1309 tarih, 44 no'lu tapu kaydına dayanarak işgal ettiklerini, mükerrer tapuda kayden malik görünenler ile bir alakaları olmadığı halde sahte evraklarla adlarına intikal yaptırdıktan sonra bir kısım davalılara satış yapılmış gibi devrettiklerini, mirasçı olduklarını iddia ederek intikal yaptıranlar ve satın alanların bu sahteliği bildiklerini, iyiniyetli olmadıklarını ileri sürüp elatmanın önlenmesi ve davalılar adına kayıtlı tapunun iptalini istemiş, birleşen dosyanın davacısı Vakıflar İdaresi, mülkiyeti idareye ait Hacı İlyas Vakfından otlakiye ve yaylaların aynı zamanda nizasız ve fasılasız idarenin zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu ileri sürüp taşınmazın mazbut Hacı İlyas Vakfı adına tescilini istemiş, birleşen dosyaların davacıları, Vakıflar İdaresinin tescil davasında vakfiyenin hudutlarını geniş gösterdiğini, kendilerine ait tapulu taşınmazların da vakfiye içinde gösterildiğini ileri sürüp elatmanın önlenmesini istemişlerdir.
Davalı-karşı davacılar, dava konusu yerde davacının zilyetliğinin bulunmadığını, kendilerine ait K.Evvel 1309 tarih, 44 no'lu tapulu yerlerine davacı tarafın müdahale ettiğini ileri sürüp asıl davanın reddiyle, davacı- karşı davalıların elatmasının önlenmesine karar verilmesini istemişler,
Mahkemece, dava konusu taşınmazın davacı tarafa ait tapu kaydı kapsamında kaldığı, davalıların davacı taşınmazına elatmasının sabit olduğu, davacı Vakıflar idaresinin dava konusu ettiği kısımların vakfiye sınırları içinde kaldığının saptandığı gerekçeleriyle, elatmanın önlenmesi ve tescil davalarının kabulüne, karşı ve birleşen elatmanın önlenmesi davalarının reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı Vakıflar İdaresi vekili, müdahil davacı Mehmet Söğünmez ve bir kısım davalılar vekili tarafından süresinde duruşmalı temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 6.12.2005 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden Recep Özdemir vs.vekili avukat Serdar Özgürol, Vakıflar İdaresi, vekili avukat Serra Yurdakul, avukat Osman Cora ile temyiz edilen Hazine vekili avukat Ulviye Sarp, Aksu Köyü Tüzel Kişiliği vekili Avukat Ersin Bozali, İhsan Karagöl vekili avukat Gültekin Uzunalioğlu geldiler, temyiz edilen Ayşe Ataş'a vefat etmesi nedeniyle çıkarılan davetiyenin tebliğ edilemeden döndüğü ve gelmediği görüldü; Davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz eden ile yine davetiye tebliğine rağmen temyiz edilenler ve vekili avukat gelmediler, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, bilahare Tetkik Hakimi Senem Altınbulak tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, elatmanın önlenmesi, tapu iptali; Vakıflar İdaresi'nce açılan ve birleşen dava tescil, karşı davalar elatmanın önlenmesi isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi davası ile Vakıflar İdaresince açılan tescil davasının kabulüne, karşı davaların reddine karar verilmiştir. Davada ileri sürülen iptal isteği bakımından bir hüküm kurulmamış, davacı bu hususu temyiz sebebi yapmamıştır.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; davacıların Kanunievvel 99 D-tarih, 7 no'lu tapu malikinin mirasçısı oldukları, söz konusu tapuya dayalı olarak tapu kapsamında bulunan bir kısım yere ilişkin davalılarının tapuları bulunduğundan bahisle elattıklarını ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve tapuları kapsamına tecavüzlü davalı tapusunun iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, çekişmeli yerin 1309 tarih 44 no'lu tapuları kapsamında olduğunu belirterek davanın reddini istemişler, karşı davaları ile de elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuşlardır.
Birleşen davasında Vakıflar İdaresi, 2133 no'lu defterin 333 no'lu sayfasında kayıtlı 6 Muharrem 768 tarihli Vakfiyeye dayanarak tescil istemiştir.
Taraf tapularının ve Vakfiyenin hukuki değerini koruduğu ve geçerli mülkiyet belgeleri olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, tapu kayıt malikleri ile davacılar arasında irs ilişkisinin de bulunduğu dosya kapsamı ile sabittir.
Çekişmenin adil ve doğru bir çözüme kavuşturulabilmesinin tarafların dayandığı kayıt ve belgelerin nizalı yere uygulanması ile sağlanabileceği kuşkusuzdur.
Bu amaçla mahkeme tarafından yerinde, kapsam tayinine yönelik 1988 ve 2001 tarihlerinde keşifler yapılmış ise de yapılan uygulamaların çekişmeyi çözmeye yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Uygulanan tapu kayıtları ile vakfiyenin okuduğu sınırlar itibariyle gayri sabit hudutlu, genişletilmeye elverişli ve miktarıyla geçerli oldukları tartışmasızdır.
Bilindiği üzere; harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Kanun'un 719, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa tapunun ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı, usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan, dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi; gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir.
Diğer taraftan, davada dayanılan vakfın muteber bir vakfiye niteliği taşıdığı anlaşılmaktadır. Ancak muteber bir vakfiyenin bulunması taşınmazın mutlaka vakıf malı olduğunu göstermez. Başka bir anlatımla taşınmazın vakfiyenin genel sınırları içerisinde kalması yeterli değildir. Vakfiyenin çok iyi incelenerek vakfedilen mallar arasında çekişmeli taşınmazın bulunup bulunmadığı araştırılmalı, ayrıca dava konusu yerin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Somut olayda ise vakfiyenin kapsamının belli etme ve taşınmazın niteliği yönünden yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Hal böyle olunca, yukarıda ilkeleri açıklanan esaslar gözetilerek kayıt ve belgelerin yerine yeniden uygulanması, gayrisabit hudutlu olduğu yukarıda açıklanan tapu kayıtlarına sabit hudutlarla bağlantısı kesilmeksizin miktarıyla geçerli kapsam tayin edilmesi, kapsam tayin edilirken zorunlu hallerde miktarın aşılabileceğinin gözetilmesi, kapsam dışında kalan yerler bakımından, yasal sınırlamalar dikkate alınarak kayıt maliklerinin zilyetlikle edinme olanağı bulunan yerlerin saptanması, yine yukarıda ifade edildiği üzere davacı vakfın dayandığı Vakfiyeye kapsam belirlenmesi, tüm bunlar yanında taraflarca dayanılan ve dosyaya esas numarası bildirilen ve getirtilen Giresun 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1959/82 esas, 1960/251 karar sayılı dosyası ile Giresun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1959/236 esas, 1961/619 karar sayılı dosyasındaki kararlardan da yararlanılması, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Tarafların temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 4.12.2005 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz edenler vekilleri için 450,00 YTL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenlerden alınmasına, peşin alınan harcın temyiz edene iade edilmesine, 06.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy