(818 S. K. m. 18) (4721 S. K. m. 557, 558, 716)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakan dedelerinin çekişme konusu 150 sayılı parseli davalı kızı Zehra'ya, 29 sayılı parseli de yarı yarıya davalı oğulları Osman ve Gürbüz'e mal kaçırmak amacıyla muvazaalı biçimde devrettiğini ileri sürerek payları oranında iptal-tescil; birleştirilen 2001/208 esas sayılı dava ile de miras bırakanın düzenlediği vasiyetnamenin iptalini istemişlerdir.
Davalılar, miras bırakanın paylaştırma amacıyla hareket ettiğini, davacıların murisine de traktör ve taşınmaz verdiğini; vasiyetnamenin iptalini gerektiren şartların da bulunmadığını belirterek her iki davanın da reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, muvazaa olgusunun kanıtlandığı, vasiyetnamenin de uygulama imkanı bulunmadığı gerekçesiyle her iki davanın da kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Murat A.'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil, birleştirilen dava vasiyetnamenin iptali isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, her iki davanın da kabulüne karar verilmiştir.
Dosyaya getirtilen resmi akit tabloları ve vasiyetname suretinden, çekişmeli 29 parsel sayılı taşınmazın miras bırakan adına kayıtlı iken 1/2 payının 3.8.1982 tarihli akitle davalı oğlu Osman'a, diğer ½ payının çıplak mülkiyetinin 21.5.1991 tarihli akitle davalı oğlu Gürbüz'e, yine miras bırakanı ait çekişmeli 150 sayılı parselin de 27.2.1998 tarihli akitle davalı kızı Zehra'ya satış suretiyle devredildikleri; miras bırakanın 6.1.1995 tarihinde noterde düzenlettiği vasiyetnamesinde ise, kendinden önce ölen ve davacı torunlarının babası olan oğlu Mehmet ile davalı çocuklarına bir kısım taşınır ve taşınmaz mallarını vasiyet ettiği, davalılara vasiyet edilen taşınmazlar arasında sonradan davalı kızına devredilen çekişmeli 150 sayılı parselin de bulunduğu görülmektedir.
Çekişmeye konu edilen ve miras bırakan tarafından satış yoluyla davalılara intikal ettirilen taşınmazların temlikinin bedelsiz, mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu, tüm mirasçıları kapsayan bir paylaştırmadan da söz edilemeyeceği dosya içeriği ve toplanan delillerle sabittir. Öyle ise, muris muvazaası hukuksal sebebine dayalı iptal-tescil davasının kabul edilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Ancak, çekişmeli taşınmazlardan 150 parsel sayılı olanın miras bırakanca düzenlenen 6.1.1995 tarihli vasiyetnameye konu edilmişken sonradan satış konusu yapılmakla, miras bırakanın bu taşınmaz bakımından vasiyet iradesinden vazgeçtiği ve taşınmazın vasiyet kapsamı dışına çıkarıldığı kabul edilse bile, anılan taşınmaz dışında vasiyetnamede yer alan taşınır ve taşınmaz mal varlığı yönünden vasiyetin geçersizliğini doğuracak bir hukuki sebep ileri sürülmediği gibi mevcut da değildir. Miras bırakana ait olmadığı belirlenen mal varlığı hakkında vasiyetnamenin infaz kabiliyeti taşımayacağı düşünülebilirse de, bu hal dahi vasiyetnamenin geçersizliğine neden teşkil etmez.
Hal böyle olunca, vasiyetnamenin iptali isteğine ilişkin birleştirilen davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davalıların bu yöne değinen temyiz itirazı yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy