(1086 S. K. m. 38)
Dava: Taraflar arasında görülen davada, davacı vekili, davacı adına kayıtlı 5 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesindeki bu gayrimenkul kadastro tespitinden önce Fatma Ulviye İsvan'a satılmıştır şerhinin hukuka aykırı biçimde konulduğunu ileri sürerek kaldırılmasını istemiştir.
Davalı Tapu Sicil Müdürlüğü ve F.Ulviye İsvan mirasçıları davanın reddini savunmuşlar ayrıca kesin hüküm bulunduğunu belirtmişlerdir.
Mahkemece, taraflar arasında görülüp kesinleşen 2001/421 esas sayılı davanın eldeki dava bakımından kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmişse de dava değeri yeterli bulunmadığından istek reddedildi. Tetkik Hakimi Murat Ataker'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, tapu kaydındaki şerhin kardırılması isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 5 parsel sayılı taşınmazın 1957 tarihinde yapılan kadastro tespitinde tapu kaydına dayalı olarak davacı kooperatif adına tespit edildiği ve tutanağın 1958'de kesinleştiği, oluşan çap kaydı üzerine 3.11.1999 tarih 2623 yevmiye ile bu gayrimenkul kadastro tespitinden önce 25.12.1956 tarih 4913 yevmiye ile Fatma Ulviye İsvan'a satılmıştır şerhi konulduğu; şerh lehdarının mirasçıları olan davalılar tarafından kooperatif aleyhine 17.4.2001 tarihinde 2001/421 esas sayılı iptal-tescil davası açıldığı, kooperatifin de karşı dava ile şerhin kaldırılmasını istediği, yargılaması sonunda asıl davanın hak düşürücü süre yönünden, karşı davanın da şerhin usulüne uygun bulunduğundan bahisle reddedildiği ve temyiz edilmeden 2.10.2001'de kesinleştiği; 2003/603 esas sayılı tazminat davasının da zamanaşımı nedeniyle reddedildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, yukarıda açıklanan olgular karşısında davalıların sicil kaydında gösterilen ve kişisel hak doğuran şerhten dolayı hukuken korunmaya değer bir yararlarının kalmadığı açıktır. Bu durumda sicil kaydındaki şerhin silinmesi gerekeceği kuşkusuzdur. Esasen önceki davada tek taraflı işlemle şerhi tesis eden idareye karşı açılan bir dava bulunmayıp eldeki davada şerh lehdarı ile işlemi tesis eden idareye de husumetin yöneltilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddedilmesi doğru değildir. Davacının temyiz itirazı yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene iade edilmesine, 23.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy