(4721 S. K. m. 683, 737)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı,kayden maliki bulunduğu 339 ada 4 parsel sayılı taşınmaza davalıların hayvan gübresi dökmek suretiyle müdahale ettiklerini,taşınmazın bu bölümünde ekim yapamadığından zarara uğradığını ileri sürüp elatmanın yıkım suretiyle önlenmesine, 7.276.000.000.TL.tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Celal ve Mehmet,tespit edilen zararı ödeyeceklerini belirtmişler, davalı Ömer ve Çeto ( Hamza ),davanın reddini savunmuşlardır. Diğer davalılar,yargılamaya katılmadıkları gibi davaya cevap da vermemişlerdir.
Mahkemece,davalıların dava konusu taşınmaza hayvan gübresi dökmek suretiyle müdahale ettikleri,elatmanın araya duvar çekilerek giderilebileceği,duvar bedelinin davalılardan tahsilinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar,davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla tetkik hakimi Emine Küçüksözen'in raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, komşuluk hukukundan kaynaklanan çekişmenin giderilmesi, eski hale getirme ve tazminat isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden kayden davacıya ait bulunun 4 parsel sayılı çekişme konusu taşınmazın fen bilirkişi Sabahattin Dokumacı tarafından düzenlenen 25.9.2003 tarihli krokide ( A ) ile gösterilen bölümüne davalılarca gübre dökülmek suretiyle elatıldığı saptandığına göre bu kısım yönünden elatmanın önlenmesine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Davalıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir.Reddine.
Ancak, davada elatmanın önlenmesi isteği yanında komşuluk hukukuna aykırılık iddiası da yer aldığı halde mahkemece bu konuda yeterli bir araştırma ve inceleme yapıldığından söz etme olanağı yoktur.
Bilindiği üzere; çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet: geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevlerde yükleyen bir ayni haktır. Medeni Kanunun 683. maddesinde "Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir." hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıklardan kaçınmakla yükümlü kılan aynı kanunun 737. maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir.
O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini gözönünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama,zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır.
Bunun içinde zararın niteliği, kapsamı ve ne surette giderileceği yönünde tarafların tüm delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur.
Somut olaya gelince; mahkemece, çekişme konusu bölüme isabet edecek şekilde bir duvarın yapılması zorunlu görülmüş ise de, Bu zorunluluğun dayanağı bilirkişi raporunda açıklanmamıştır.
Hal böyle olunca; yukarıdaki ilke ve olgular gözetilerek içlerinde çevre mühendisi de bulunan en az üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla araştırma yapılması komşuluk hukuku yönünden ne gibi zarar doğduğu,zararın giderimi açısından ne gibi önlem yada önlemlerin alınması gerektiği; önlemlerden hangisinin uygun olduğunun belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davalıların temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 3.3.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy