(1086 S. K. m. 428)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, ayrı ayrı paydaşı oldukları 1357 ada 50 ve 195 nolu parsellerin bir bölümünde imar uygulaması yapıldığını ve davalı belediye'nin düzenleme ortaklık payını % 35'e tamamlamak üzere imar uygulamasına giren alanlarla sınırlı olmak üzere hibe talep ettiğini, imar uygulamasına alınan kısımdan yani yeni parselden hibe alınması gerekirken davalının tarla vasıflı ana parselde yanlışlıkla paydaş olduğunu ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalı, davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğini, davacıların kendi hür iradeleri ile tapu memuru huzurunda bağışı yaptıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 195 parsele yönelik davanın feragat nedeniyle, 50 parsel hakkındaki davanın da bağışın imar uygulaması kesinleştikten sonra serbest irade ve rıza ile yapıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Selda Özer'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; davacıların paydaşı bulundukları çekişme konusu 50 ve 195 parsel sayılı taşınmazların, davalı belediye encümen kararına dayalı olarak imar uygulamasına tabi kılındığı, bunun sonucunda davaya konu edilen 50 parselde davacılar Ertuğrul ve Mustafa'nın bir kısım paylarını bedelsiz olarak davalı belediyeye bağışladıklarından söz edilerek davalı belediyenin de paydaşı bulunduğu parsel kaydının oluştuğu anlaşılmaktadır.
Davacılar, söz konusu parseldeki bağışın düzenleme ortaklık payı karşılığı ve taşınmazın imara tabi kılınan bölümü bakımından olması gerektiğini belirterek, davalı belediyenin taşınmazın tamamında paydaş kılınmasının doğru olmadığını ileri sürüp eldeki davayı açmışlardır.
Dosyaya temyiz aşamasında sunulan Gaziantep İdare Mahkemesinin 30.5.2001 tarih ve 2000/604 esas 2001/660 karar sayılı ilamı fotokopisinden, eldeki davaya konu edilen imar düzenlemesinin idari yargı yerine götürüldüğü anlaşılmaktadır. Söz konusu işlemin iptal edilmesi halinde eldeki davaya konu bağışın sebepsiz hale geleceği kuşkusuzdur.
Sonuç: Hal böyle olunca, yukarıda sözü edilen idari kararın sağlığının araştırılması, böyle bir davanın varlığının belirlenmesi halinde sonucunun beklenmesi, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacıların temyiz itirazları yerinde değildir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 30.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy