(4721 S. K. m. 683, 688, 995)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, mirasbırakanları Sultan Canlı'dan kalan 1602, 1836 ve 1809 no'lu tarlaları davalıların kullandıklarını, kendi kullanımlarına engel oldukları gibi herhangi bir bedel de ödemediklerini ileri sürüp elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemişlerdir.
Davalılar, çekişmeli taşınmazların harici taksime dayanarak üç erkek kardeş tarafından kullanıldığını, davacı Şahan'ın kullanımına bırakılan taşınmazı boş bıraktığını, kız kardeşlerin payına düşen miktarın her hasat sonunda verildiğini bildirip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Senem Altınbulak'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, özellikle çekişme konusu 1602, 1836 ve 1809 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili çap kayıtlarından; davacı Şahan ile davalıların taşınmazda kayden paydaş oldukları sabittir. Diğer davacılar İnci, Fatma, Hafize ve Maviş'in dava tarihinden önce paylarını sattıkları belirlenmek suretiyle taşınmazlarda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir haklarının bulunmadığı gözetilerek Şahan dışındaki bu davacılar yönünden davanın reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacılar İnci, Fatma, Hafize ve Maviş'in temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Davacı Şahan'ın temyiz itirazlarına gelince, çekişme konusu 1602, 1836 ve 1809 parsel sayılı olup davalılar ile Şahan'ın paylı mülkiyetindeki taşınmazlardan 1602 ve 1836 parsellerin, tamamının davalılarca tasarruf edildiği, 1809 parselin ise boş ve kullanılmaz durumda bulunduğu sabittir.
Türk Medeni Kanununun 688. maddesinde de ifade edildiği üzere, paylı mülkiyet, birden çok kişinin fiilen bölünmemiş olmak kaydıyla bir şeye belirli paylarla sahip olmalarıdır. Anılan düzenlemeden de anlaşılacağı gibi, paylı mülkiyet üzere olan taşınmazlarda taşınmazın bütün paydaşları hak sahibidir. Bu nitelikteki taşınmazların taksimi, kullanma biçimi her bir taşınmaz için gerçekleştirilebilir. Paydaşın mülkiyet hakkının kaldırılması sonucunu doğuracak tarzda parseller bazında yapılan taksime değer verilemez ve bu suretle yapılan taksimin yasanın yukarıda sözü edilen paylı mülkiyet hükümlerine uygun düştüğü söylenemez.
Sonuç: Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacı Şahan'ın temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene iade edilmesine, 02.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy