(818 S. K. m. 511, 517)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, yaşlı ve hasta bir insan olması nedeniyle 29 ada 16 parseldeki 7 no'lu meskenini kendisine ölünceye kadar bakması kaydıyla davalıya temlik ettikten sonra resmen evlendiklerini, davalının evi terk ederek edimini yerine getirmediğini ileri sürüp ölünceye kadar bakım akdinin feshine ve tapu kaydının iptali ile yeniden adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının kendisini evden kovduğunu, aralarında davacının kusurlu eylemlerinden kaynaklanan boşanma davası bulunduğunu bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının kusurlu davranışları sonucu davalının bakım yükümlülüğünü yerine getiremediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi S.A.'nın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, ölünceye kadar bakım akdinin feshi ve tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; davacının maliki bulunduğu 7 no'lu bağımsız bölümü 03.03.1988 tarihinde ölünceye kadar bakım sözleşmesi ile davalıya temlik ettiği, tarafların 04.03.1991' de evlendikleri, aralarında şiddetli geçimsizlik doğduğu, Mersin 1. Aile Mahkemesi'nin 2003/1170 Esas, 2005/312 Karar sayılı kararı ile boşandıkları anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; ölünceye kadar bakıp gözetmek sözleşmesi basitçe taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen, bazı yönleri itibarıyla talih ve tesadüfe, ayrıca şekle bağlı bir sözleşme şeklinde tanımlanabilir. Nitekim, söz konusu sözleşme B.K.'nun 511. maddesinde, "kaydı hayat ile bakma mukavelesi, akitlerden birinin diğerine ölünceye kadar bakmak ve onu görüp gözetmek şartıyla bir mamelek yahut bazı malların temlikini iltizam etmesinden ibaret olan bir akit" olarak tarif edilmiştir.
Anılan yasanın bu ve devamı maddelerinin açık hükümlerinde belirtildiği gibi ölünceye kadar bakım sözleşmesi ile, bakım alacaklısı sözleşmeye konu olan mamelek veya bazı mallarının mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme, bakım borçlusu da kural olarak bakım alacaklısını kendi ailesi içerisine alıp, ona özenle ölünceye kadar bakıp gözetmek yükümlülüğü altına girer. Hemen belirtmek gerekir ki, bakım borçlusunun bakıp gözetmek yükümlülüğü, aksi kararlaştırılmadığı sürece bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp, ikametini temin etme yanında, besleme, giydirme, hastalığında hekime götürüp, gerekli ihtimamı gösterme, manevi yönden her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri de içerisine alır. Kuşkusuz bakım borçlusu yükümlülüklerini yerine getirirken, aldığı malların kıymetine, bakım alacaklısının önceden sahip olduğu içtimai mevkiine ve hakkaniyet kurallarına göre hareket etmek zorundadır. Öte yandan, yükümlülüklerin yerine getirilmemesinin sonuçları BK'nun 517. maddesinde açıklanmış, sözleşmeden doğan ödevlere aykırılık yüzünden ilişki çekilmez olmuşsa, ya da başka önemli nedenlerle ilişkinin sürdürülmesi aşırı ölçüde güçleşmiş veya olanaksız hale gelmişse taraflardan herbirinin tek yanlı olarak sözleşmeyi fesh etme, verdiği şeyi geri alma hatta karşı tarafın kusurlu olması halinde tazminat isteme hakkı tanınmıştır. O halde, yükümlülüklerini yerine getirmeyen bakım borçlusuna karşı bakım alacaklısı her zaman fesih hakkını kullanabilmekte, fesih geçmişe etkili (makable şamil) olmak üzere sözleşmeyi sona erdirdiğinden verdiği şeyi de geri isteyebilmektedir.
Öte yandan, BK'nun 517/son maddesi hükmüne göre; "hakim mukaveleyi feshedecek yerde, iki taraftan birinin talebi ile yahut re 'sen artık birlikte yaşamalarına nihayet verip buna mukabil alacaklıya kaydı hayat ile bir irat tahsis edebilir."
Uyuşmazlığın değinilen hüküm (BK'nun 517/son maddesi) uyarınca çözüme bağlanması; bakım yükümlülüğünün bir arada yaşamak suretiyle yerine getirilmesi imkanlarının ortadan kalktığı ya da büyük ölçüde sınırlandığı haller için düşünülmelidir. Bunun yanısıra, takdir edilecek irat, yanların özel ve ekonomik durumlarına uygun ve adil olmalıdır.
Somut olayda, taraflar arasındaki geçimsizlik mahkeme kararı ile saptanmış, bakım alacaklısının kusuru nedeniyle artık biraraya gelmek suretiyle bakım koşulunun yerine getirilemeyeceği sabit hale gelmiştir.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak belirlenecek iradın tahsisine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Davacının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene iade edilmesine, 02.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy