(4721 S. K. m. 705)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kadastroca yol olarak tespit dışı bırakılan taşınmazın 1600 m2'lik bölümünün maliki olduğu 39 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu kapsamında kaldığını ileri sürerek tespit dışı bırakılan bölümün taşınmazına ilavesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı, çekişmeli taşınmazın kamulaştırma planı kapsamında olduğunu, 1980 yılında zilyetine bedel ödenerek kamulaştırıldığını ve 1981 yılında idare adına tapu oluştuğunu bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın davalı adına tescil ilamı ile oluşan tapu kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Sadettin Akyol'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, kadastro öncesi tapuya dayalı tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, çekişme konusu taşınmazın 1999 yılında yapılan kadastro tespitinde yol olarak tespit dışı bırakıldığı, davacının maliki olduğu 39 parsel sayılı taşınmaza uygulanan ve tescil ilamı ile oluşan 6.6.1995 tarih 1 sıra nolu tapunun anılan taşınmazın 1605 m2'lik bölümünü kapsadığını ileri sürerek eldeki davayı açtığı, mahkemece dayanak tapu kaydının kadastroca eksik uygulandığı gerekçesiyle davanın kabul edildiği görülmektedir.
Ne var ki, çekişmeli taşınmazın bulunduğu alanda davalı karayolları tarafından 29.5.1980 tarih 1980/82 sayılı kamu yararı kararı ile 30 metrelik karayoluna ilaveten 33 metrelik ikinci kamulaştırma işlemlerine başlandığı ve bedeller ödenmek suretiyle kamulaştırma işlemlerinin tamamlandığı anlaşılmaktadır.
Bunun yanında, davacının bayii A. U. tarafından açılan ve davaya konu dayanak tapu kaydının oluştuğu tescil davasının (1988/14 esas-139 karar) kamulaştırma kararından sonra açılıp sonuçlandırıldığını ve karayollarının hasım olarak kabul edilmediği, itirazlarının bu nedenle dikkate alınmadığı aşikardır.
Belirlenen bu olgulara göre, dava konusu edilen yerin davalı idare adına yapılan kamulaştırma alanı içerisinde bulunduğu ve kamu malı niteliğinde olduğu tartışmasızdır. Bu nitelikteki bir yer bakımından davalı idarenin taraf olarak kabul edilmediği tescil ilamı ile oluşan mükerrer tapuya değer verme olanağı yoktur.
Sonuç: Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeler ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 02.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy