(4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davaya konu yerin 15.10.1954 tarih 149 nolu ve 15.9.1953 tarih 153 nolu tapulan kapsamında kaldığını ileri sürerek davalının haksız elatmasının önlenmesini istemiştir.
Davalı ise 12.5.1964 tarih 55 nolu tapu kaydıyla davaya karşı koymuş ve reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın öncesinin mütegayyip kişilere ait iken Hazineye intikal ettiği, davacının davayı açmakta sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, taraflarca süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi M. A. 'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, duruşma isteği tebligat giderleri yönünden reddedildi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, tapu kaydına dayalı elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacının 15.10.1954 tarih 149 ve 15.9.1953 tarih 153 sayılı tapu kayıtlarına dayanarak eldeki davayı açtığı davalının da 12.5.1964 tarih 55 sayılı tapu kaydıyla, davaya karşı koyduğu görülmektedir.
Bilindiği üzere; harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Kanunun 719, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip, doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa, ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı, usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan, dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi; gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir. Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur.
Somut olayda, tarafların dayandıkları tapu kayıtlarının hüküm vermeye yeterli kapsamında uygulandığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Bunun yanında, dosya arasındaki 1984/53 esas sayılı davada davalı ve müştereklerinin aynı tapu kaydıyla ilgili olarak taksim istedikleri, mahkemesince taksime karar verildiği ve krokisinde (A) harfli yerin davalıya isabet ettiği; ayrıca 1994/28 esas sayılı dosyada da 3.kişi tarafından eldeki davalı aleyhine elatmanın önlenmesi davası açıldığı, davalının aynı tapu kaydına dayanarak iade-i muhakeme yoluna başvurduğu ve retle sonuçlandığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, yanlı ve yansız yerel bilirkişiler aracılığıyla mahallinde yeniden keşif yapılması, taraf tapularının ilk tesislerinden itibaren uygulanarak sınırları hakkında yerel bilirkişilerden doyurucu bilgiler alınması, gerektiğinde tanık anlatımlarına başvurulması; 1984/53 ve 1994/28 esas sayılı dava dosyalarındaki uygulama ve krokilerin de eldeki uygulama ile karşılaştırılması; uzman bilirkişilere, saptanan bulgulan ve keşfi ayrıntılı biçimde yansıtacak içerikte kroki düzenlettirilmesi; tüm delillerin yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesi suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik uygulama ve araştırma ile yetinilip yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Tarafların temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK 'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene iade edilmesine, 10.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy