(818 S. K. m. 518) (1086 S. K. m. 74)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava konusu 118 ada, 20 parsel sayılı taşınmazda 1/2 pay maliki olduğunu, taşınmazdaki payını 23.07.2001 tarihli ölünceye kadar bakma akdi ile dava dışı kızı S.G.T.'ye devrettiğini, ancak kızının bakım borcunu yerine getiremeden 21.03.2003 tarihinde vefat ettiğini, kızının ölümü ile torunlarının kendisine bakmayacağını ileri sürerek, tapu kaydının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, annelerinin bakım borucunu yerine getirdiğini, belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, Borçlar Kanununun 518. maddesi uyarınca bakım alacaklısı verdiğini aynen geri almayıp, borçlunun iflası halinde talep edebileceği miktara eşit bir meblağın ifasını, borçlunun mirasçılarından isteyebileceğini ancak davacının iptal tescil dışında bir istemi olmadığından HUMK.nun 74. maddesi uyarınca istemle bağlı kalınarak davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi İlknur Acar'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi.
Gereği görüşülüp, düşünüldü:
Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; davanın çekişme konusu 118 ada, 20 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payını 23.07.2001 tarihli ölünceye kadar bakma akdi ile davalıların murisi S. G. T.'ye temlik ettiği, bakım borçlusu S.'nin 21.03.2003 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır.
Davacı, bakım borçlusunun ölümü nedeniyle, onun mirasçıları ile akdi ilişkiyi sürdürmek istemediğini belirterek akdin feshi ile tapu kaydının iptalini istemiştir.
Bilindiği üzere; ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmelerinde bakım alacaklısının ölümü sözleşmenin sona ermesini gerektirdiği halde bakım borçlusunun ölümü ile sözleşme son bulmaz, bakma ve görüp gözetme borcu bakım borçlusunun mirasçılarına intikal eder. Ancak yasa koyucu bakım alacaklısına, isteği dışında, bakım borçlusunun mirasçıları ile birlikte yaşamaya zorlamamak için ölüm tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşmeyi bozma (fesh etme) hakkı tanımıştır. (B.K.nun 518.) Ne var ki, bakım alacaklısının ölüm nedeniyle sözleşmeyi bozması (fesh etmesi) halinde bakım borçlusuna verdiği malı aynen mirasçılarından geri istemesine yasal olanak yoktur. Bu durumda Borçlar Kanunun 518. maddesinde açıkça belirtildiği üzere sadece borçlunun iflası halinde, İflas masasından isteyebileceği miktara eşit bir para talep edebilir. Nitekim bu ilke 5.6.1957 tarih 25/22 sayılı inançları birleştirme kararında da açıkça vurgulanmış, uygulama bu yönde kararlılık kazanmıştır.
Öte yandan, Borçlar Kanununun 518. maddesinde öngörülen fesih beyanının kullanılması ile sözleşmenin ortadan kalkacağı; feshin hükümlerinin önceye etkili olamayacağı; bu nedenle ölünceye kadar bakma sözleşmesinin o zamana kadar meydana getirdiği hükümleri muhafaza edeceği kuralıda yerleşmiş Yargıtay İçtihatları ve Bilimsel görüşlerde ortaklaşa kabul edilmiştir.
Somut olayda; yasada öngörülen sürede eldeki davanın açıldığı ve istekte bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bakım alacaklısının Borçlar Kanununun 518. maddesi hükmü gereği verdiğini ayın olarak geri alma hakkı mevcut değildir. Bu durumda davacıdan ayın talebi yönünden tercih hakkının sorulması isabetli değildir. Davacının talebi içerisinde nakit talebinin de bulunduğu kabul edilmelidir.
Hal böyle olunca; yukarda açıklanan ilkeler gözetilmek suretiyle davacı alacağının tespiti ve buna hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacı tarafın temyizi yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 3.2.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy