(1086 S. K. m. 428)
Dava: Davacılar, 4 nolu parseldeki davalı payının tapusunun iptali ile adlarına tescile karar verildiğini, ancak lehlerine hükmedilen pay davalı payından fazla olduğu için karar infazı yapılamadığını ileri sürüp, davalı adına olan payın yarı yarıya davacılar adına tesciline karar verilmesini, bu şekilde mahkeme kararının infazının mümkün hale getirilmesini istemiştir.
Davalı, adına usulüne uygun tebligat yapılmış; cevap vermemiş, yargılamaya katılmamıştır.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Berna Dizdaroğulları Koç'un raporu okundu, düşüncesi alındı:
Karar: Davacılar, 4 nolu parselin paydaşlarından olan davalıdan 11.4.2001 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle 1 ve 2 nolu bağımsız bölümleri satın aldıklarını, açtıkları davalar sonunda 84/60106 şar payın tapusunun iptali ile adlarına tescile karar verildiğini, ancak kararların infazının mümkün olmadığını, çünkü taşınmazlardaki davalı payı 129/60106 olduğu halde 168/60106 pay yönünden hüküm kurulduğunu ileri sürüp, 129/60106 payın 64.5/60106 şar olarak adlarına tescilini, ilamların infaza uygun hale getirilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, Üsküdar 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/444 ve 2002/447 esas sayılı davalarının kabulle sonuçlandığı, her iki kararda çelişki bulunmadığı, başka bir mahkemeden, ilamların infaz edilebilir hale getirilmesinin istenilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Toplanan delillerden ve tüm dosya içeriğinden, davacıların 28.5.2002 tarihinde davalı aleyhine satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak Üsküdar 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2002/444 ve 2002/447 esas sayılı davalar açtıkları, her iki davanın aynı gün sonuçlandırıldığı ve davalı adına olan 129/60106 payın tapusunun iptali ile 84/60106 şar payın davacılar adına tesciline karar verildiği, kararların temyiz edilmeksizin kesinleştiği, tavzih isteklerinin de reddedildiği anlaşılmaktadır.
Oysa anılan dava tarihleri itibariyle davalının 129/60106 pay sahibi olduğu kayden sabittir. Olmayan bir pay hakkında ya da maddi hataya dayalı olarak verilen karara değer verilemeyeceği ve bu tür kararların infazının olanaksız bulunduğu kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, davalı adına olan 129/60106 pay iptal edilerek 129/120212 şer pay olarak davacılar adına tesciline karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMY.nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy