(2981 S. K. m. 10, 13)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı vekili, davacı idareye ait 8 parsel sayılı taşınmazın 110 m2 lik kısmına davalının iki katlı mesken yapmak suretiyle tecavüz ettiğini ileri sürerek el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, bu yerle ilgili tapu tahsis belgesi olduğunu, 35 yıldır oturduğunu, düzenli olarak vergilerini ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının tapu tahsis belgesine dayanarak el attığı gerekçesiyle 2981 Sayılı Yasanın 3290 Sayılı Yasa ile değişik 13/B maddesi gereğince yargılamanın durdurulmasına karar verilmiştir.
Karar, davacı idare vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Sevinç Türközömen'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, yargılamanın durdurulmasına karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, çekişme konusu 8 parsel sayılı taşınmazın imar uygulaması sonucu oluştuğu ve kayden davacıya ait bulunduğu görülmektedir. Anılan Taşınmazın imar öncesinde 17 ada 1 sayılı kadastral parsel iken bu yerin paylı mülkiyet üzere olduğu ve taşınmazın pek çok paydaşının bulunduğu, paydaşlar arasında dava dışı belediyenin de yer aldığı anlaşılmaktadır.
Bu dönemde, dava dışı belediyenin kendi payından bahisle davalıya kadastral parselde tapu tahsis belgesi verdiği de saptanmıştır. Ne var ki, paylı mülkiyet üzere olan taşınmazda değinilen mülkiyet durumu itibariyle taşınmazın belli bir bölümüne mahsusen tapu tahsis belgesi verilmesine yasal olanak yoktur. 2981 Sayılı İmar Affı Yasasının 10. maddesi hükmü de esasen böyle bir tahsise olanak tanır nitelikte değildir. Öyle ise, söz konusu tahsis belgesine, davacı idare bakımından geçerlilik tanımak olanaksızdır. Kaldı ki, anılan taşınmazda yapılan imar uygulaması sonucunda, davacı vakıflar idaresine özgülenen 8 parsel sayılı taşınmaza tahsis kaydı aktarılmamış, sadece davalı lehine muhdesat şerhi verilmekle yetinilmiştir. Anılan şerh, sahibine kişisel hak sağlar. Bu hak ayni hakla çatıştığı taktirde aynı hakka üstünlük tanınır.
Sonuç: Hal böyle olunca, davacının kayıttan kaynaklanan hakkına değer verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 9.3.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy