(4721 S. K. m. 683) (3213 S. K. m. 46) (1086 S. K. m. 284)
Taraflar arasında görülen davada; Davacılar vekili, müvekkillerinin paydaşı oldukları 1105 ada, 18 parsel sayılı taşınmazdan, davalı şirketin haklı bir neden olmaksızın pomza-hışır-bims alarak müdahale ettiğini, haksız müdahale sonucu doğan zararın 6.292.950.000 TL. arazinin eski hale getirilmesi için gereken masrafın 8.495.600.000 TL. olduğunun tesbit edildiğini ileri sürerek, haksız elatmanın önlenmesine ve toplam 14.788.550.000 TL. zararın dava gününden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, şirketin maden işletme ruhsatı olduğunu, çekişmeli yerin işletme ruhsatı kapsamında kaldığını, maden işletmeye yetkili olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişmeli yerin işletme ruhsatı içerisinde kaldığı ancak, davacı ile aralarında kira ilişkisi olmadığı gibi kamulaştırma işleminin de olmadığı, haksız elatma sebebiyle eski hale getirme bedelinin tahsilinin gerektiği, maden işletme hakkı şirkete ilişkin olduğundan gelir kaybı konusunda karar verilemeyeceği gerekçesiyle elatmanın önlenmesine, 2.914.463.990 TL. tazminatın dava gününden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi İlknur A.'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava; çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, eski hale getirme ve tazminat isteklerine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 18 parsel sayılı taşınmazın kayden davacılara ilişkin bulunduğu, davalı şirketin anılan taşınmaza pomza, hışır bims almak suretiyle elatıldığı anlaşılmaktadır. Bu halde elatmanın önlenmesine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
İstek kalemlerinden eski hale getirme talebi bakımından dava öncesi yerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen ve davalıya tebliğ edilen bilirkişi raporu ile yargılama aşamasında sağlanan ek bilirkişi raporlarının gerekçe ve vardıkları sonuç bakımından çelişkili bulunduğu görülmektedir. Buna karşın mahkemece bu çelişki giderilmeksizin sonuca varılmıştır. Eski hale getirmekten amacın, taşınmaza elatıldığı zamandan önceki tabii durumunun sağlanması olduğu kuşkusuzdur. Öyle ise, bu biçimde bir giderim tarzı dikkate alınarak bedelinin saptanması ve buna hükmedilmesi asıldır. Buna karşın gerekçesi bakımından yetersiz ve çelişkili raporlarla hüküm tesisi doğru görülemez.
Diğer taraftan davacılar taşınmazının bir bölümünün, davalı şirket tarafından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşletme Başkanlığından alınan ruhsat karşılığı tasarruf edildiği ve maden çıkarıldığı sabittir. Ne var ki, davalı bu faaliyetini sürdürürken 3212 Sayılı Maden Yasasının 46. maddesinde öngörüldüğü anlamda davacılar taşınmazında, bir kamulaştırma işlemi yapılmadığı gibi, intifa ve irtifak hakkı tesisi cihetine de gidilmemiştir. Bu biçimde yapılan elatmanın değinilen kanun hükümlerine uygun düştüğü söylenemez.
Hal böyle olunca; eski hale getirme isteği bakımından yukarda açıklanan hususlar dikkate alınarak yeniden bilirkişi incelemesi yapılması ve eski hale getirme bedelinin belirlenmesi; maden çıkarma işleminin kanuna aykırı olduğu dikkate alınarak bilirkişi aracılığıyla taşınmazdan alınan ürün bedelinin saptanıp buna da hükmedilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir. Davacıların temyiz itirazları yerindedir kabulüyle, hükmün açıklanan sebeplerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy