(1086 S. K. m. 437)
Dava: Davacı, paydaşı bulunduğu 1512 ve 1359 parsel sayılı taşınmazlara davalı tarafından bina yapılmak, yol olarak kullanılmak suretiyle müdahale edildiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuştur.
Davalı, kendisine ait taşınmazı kullandığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi A.Sevil Çalıkoğlu'nun raporu okundu, düşüncesi alındı:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; özellikle dinlenen davalı tanık beyanlarından davalının çekişme konusu taşınmazları kullanmadığı anlaşılmaktadır.
Taşınmazda haksız eylem niteliğindeki tecavüzlü halin sona erdirilmesi istekli elatmanın önlenmesi davalarının, kabulü için süreklilik arzeden tecavüzlü durumun bulunması bu halin kayıt malikinin mülkiyetten kaynaklanan tasarruf yetkisini kısıtlaması ya da eylemden bir zarar doğurması asıldır. Tabii ki bu halin kanıtlanması da zorunludur.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dosya içeriğine uygun düşmeyen teknik bilirkişinin varsayımına dayanan raporuna itibar edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.03.2005 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
Dava, elatmanın önlenmesi, yıkım isteğine ilişkindir.
Davacı, davalının çaplı taşınmazına çeşitli şekillerde müdahale ettiğini (fidan dikmek, çiçek ekmek, bina yapmak ve yol geçirmek gibi) ileri sürmüştür. Daha sonraki tutanağa geçen (13.12.2004 tarihli) beyanında müdahalenin yol olarak kullanma biçimde olduğunu belirtmiştir. Nitekim tanıklar yol dışında bir müdahalenin olduğunu söylememişlerdir. Ancak, keşif sırasında davacının tanıkları çağrılıp dinlenmediği gibi yol yapıp geçmek suretiyle bir müdahalenin olup olmadığı tanıklardan açıkça sorulmadığı için bu konu tam açıklığa kavuşmamıştır. Ne var ki, keşifteki mahkemenin gözlemi, özellikle rapor düzenleyen teknik bilirkişiler krokiye yansıttıkları şekilde davalının parselinden, davacının parseline giden ve zeminde belirgin şekilde görülen bir yolun varlığına işaret etmişlerdir. Zemindeki tecavüzlü yolun varlığı bir vakıadır. Bu yolun davalı tarafından meydan getirilme olasılığı her iki parselin bitişik olması, kuzeydeki yola daha kestirmeden çıkılması nedeniyle mevcuttur.
Ancak bu doğrultuda yeterli bir araştırma yapıldığı söylenemez.
Bu durumda, yerinde yeniden araştırma ve soruşturma yapılarak davacının da göstereceği tanıkların dinlenmesi, teknik bilirkişilerin tecavüzün varlığını saptayan rapor ve krokilerinin tanık beyanları ile birlikte değerlendirilip irdelenmesi, varsa tanık beyanları ile raporlar arasındaki aykırılığın giderilmesi, deliller hep birlikte değerlendirilerek özellikle davacıya ait taşınmazdan geçirilen yolun, davalı tarafından meydana getirilip getirilmediğinin açıklığa kavuşturulması zorunludur.
Bu nedenle yukarıda değinildiği şekilde bir araştırma yapılması ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekli görüldüğünden; davalının sorumlu tutulmasını gerektiren bir müdahalenin olmadığı ve davanın reddi gerektiğine değinen çoğunluk bozma kararına iştirak edilmemiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy