(766 S. K. m. 48) (3402 S. K. m. 27)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, tapuda adına kayıtlı taşınmazın bir kısmını davalının beş senedir kullanmak suretiyle işgal ettiğini ileri sürüp, elatmanın önlenmesini istemiştir.
Davalı, duruşmadaki beyanında davacı tarafından takip edilmeyen davayı kendisinin de takip etmeyeceğini bildirmiştir.
Mahkemece, davacı tarafından takip edilmediği gerekçesi ile HUMK. nun 409/5 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi S. Altınbulak'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; davanın 1.9.1976'da açıldığı ve tensiben 8.12.1976 gününe bırakıldığı, davanın takipsiz bırakılması üzerine 8.12.1976 günlü oturumda davanın müracaata bırakılmasına karar verildiği, 12.7.1977 tarihinde ise çekişmeli taşınmazlarla ilgili tapulama tutanağı düzenlendiği, Tapulama Hakimliğince 23.8.1977 tarihli yazı ile dosyanın devrinin istendiği, bundan sonra 9.12.1977 tarihinde, o zamanki mevzuata uygun olarak davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davanın müracaata bırakıldığı tarihle, açılmamış sayılmasına karar verildiği tarihler arasında, çekişmeli taşınmazla ilgili olarak kadastro işlemlerinin başladığı ve tespit tutanağı da düzenlendiğine göre, olay tarihinde yürürlükte olan 766 Sayılı Tapulama Kanununun 48. maddesi ve 3402 Sayılı Yasanın 27. maddesi gözetilerek dosyanın Kadastro Mahkemesine devredilmesi gerekirken davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 03.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy