(1086 S. K. m. 455)
Dava: Davacılar, kendilerinin Bilal Diler mirasçısı olan oğlu Şaban Diler'in mirasçısı olduklarını, mirasçılık belgesinin bulunduğunu, Kavak Kadastro Mahkemesinin 1982/296, 1999/124 sayılı dosyasında dava konusu 457, 460, 760, 256, 161, 64, 251 ve 346 parsel sayılı taşınmazlar hakkında davanın kabulü ile Bilal Diler mirasçıları adına tescile karar verildiğini, kararda kendi isimlerinin yazılmadığını, bu şekilde kesinleştiğini, tavzihle de düzeltilmediğini ileri sürerek, payları oranında iptal ve adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalı Fatma duruşmaya gelmemiş, davalı Aziz ise; bir diyeceği olmadığını belirtmiş, diğer davalılar ise davayı kabul ettiklerini beyan etmişlerdir.
Mahkemece, davacılar aleyhinde kesin hüküm bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Berna Dizdaroğulları Koç'un raporu okundu, düşüncesi alındı:
Karar: Mahkemece, kesin hükümden söz edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, özellikle Kadastro Mahkemesinde görülen 1982/296 esas-1999/124 karar sayılı hükmün incelenmesinden; çekişme konusu taşınmazların Kadastro Mahkemesince, kök muris Bilal mirasçıları adına tesciline karar verildiği, ancak hükümde Bilal mirasçıları sayılırken, Bilal'in oğlu ölü Şaban'ın mirasçılarının isimlerine hüküm fıkrasında yer verilmediği hükmün bu şekilde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Değinilen kararda da açıklandığı gibi, davacılar kök muris Bilal'in oğlu Şaban'ın mirasçıları olup çekişmeli taşınmazlarda elbirliği mülkiyetine sahiptirler. Bunların isimlerine hüküm fıkrasında yer verilmemiş olması maddi hataya dayalıdır. Maddi hataya dayalı hükümlerin kesin hüküm oluşturması olanaksızdır. Esasen davacılar bakımından bir hüküm kurulduğu da söylenemez. Bu durumda, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi isabetli değildir.
Hal böyle olunca, yargılama sırasında ölen Fatma'nın mirasçıları da davaya dahil edilerek işin esasına girilmesi, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesi doğru değildir. Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 18.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy