(4721 S. K. m. 743)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 615 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, komşu parsel maliki davalının iki parsel arasına çektiği duvar nedeniyle yağmur sularının taşınmazını ve evini sular altında bıraktığını ileri sürüp el atmanın önlenmesi ve yıkım istemiştir.
Davalı, kendisine ve davacıya ait taşınmazın sular altında kalmasına dava dışı 854 parsel malikinin taşınmazının etrafını duvarla çevirmesinin yol açtığını, davanın husumetten reddi gerektiğini bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının 853 no'lu parselin kuzeybatı sınırına duvar örmek suretiyle davacıya ait taşınmazda su birikmesine yol açarak el atmasının sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Senem Altınbulak'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan çekişmenin giderilmesi isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; kayden davacıya ait bulunan 615 parsel sayılı taşınmaz ile davalıya ait bulunan 853 parsel arasında anılan kayıt malikince yapılan duvarın davacı taşınmazına zarar verdiği ileri sürülerek, eldeki davanın açıldığı görülmektedir.
Yerinde yapılan uygulama sonucu dosyaya sunulan bilirkişi rapor ve krokileri ile diğer bilgilerden, dava dışı 854 parsel ile davacı ve davalı taşınmazları arasında bulunan sel sularının akışını sağlayan bir dere bulunduğu, dava dışı 854 parsel malikinin kendi mülkiyet alanını koruma amacıyla yaptığı duvarın, derenin tabii akışını engellediği ve bu suretle gerek davacı gerekse davalı taşınmazının zarar görmesine yol açtığı anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 743. maddesi hükmü dikkate alındığında, suların tabii akışlarının engellenemeyeceği açıktır. Buna aykırı işlemlerle taşınmazlara zarar verenlerin bu eylemlerinin engellenmesi gerekeceği de kuşkusuzdur.
Olaya bu düzenleme ve saptanan olgular açısından bakıldığında yasa hükmüne aykırı davranışın davalıdan Sadır olmadığı sabittir. Davalı, dava dışı kişinin hukuka aykırı eyleminden dolayı kendi taşınmazını koruma düşüncesi ile yıkımı istenen duvarı yapmıştır.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy