(818 S. K. m. 28)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, eski eşi olan davalı Seher ile boşandıktan sonra aralarında anlaşarak mal taksimi yaptıklarını, bu anlaşma gereğince Gönen'de bulunan 888 ada 92 parseldeki bağımsız bölümü davalıya devrettiği halde, davalının Erdek'te bulunan daireyi kendisine vermediğini, Erdek'teki bağımsız bölümün başka bir kişi adına tapu kaydının çıkarıldığını ve aldatıldığını öğrendiğini ileri sürüp, davalıya ait 888 ada 92 parseldeki tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiş, yargılama sırasında taşınmazın el değiştirmesi nedeniyle davasını dahili davalılara yöneltmiştir.
Davalı Seher, kendisinin Erdek'teki bağımsız bölümü istediği halde davacının ısrarı ile malları bu şekilde paylaştıklarını, Erdek'teki taşınmazın tapusunun davacı adına çıkarılmamasında bir kusuru bulunmadığını, dahili davalı İsmet, taşınmazın davalı olduğunu bilerek satın alıp ödeme güçlüğü içine düşünce sattığını, dahili davalı Seviye, taşınmazı satın aldığını, yerin davalı olduğunu tapuda öğrendiğini belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, tarafların aralarındaki anlaşmaya göre davalının edimini yerine getirmediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı Seher K. vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Senem A.'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; tarafların 28.10.1999 tarihinde boşandıkları, çekişme konusu 92 parseldeki 12 nolu bağımsız bölümün davalı adına kayıtlı bulunduğu, evlilik birliği içinde davalının da Erdek'te 438 ada 3 parselde haricen daire satın aldığı anlaşılmaktadır. Tanık anlatımlarına göre, boşanma gerçekleştikten sonra, davalının Erdek'te haricen satın alınan yerin kendisine bırakılmasını ısrarla istemesine rağmen davacının talebi üzerine Erdek'teki taşınmazın harici satış belgesini davacıya devrettiği, davacının da Gönen'de bulunan çekişmeli taşınmazı tapuda davalıya intikal ettirdiği sabittir.
Bilindiği üzere; hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma hilede yanıltma söz konusudur. B.K'nun 28/l maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable Şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille isbat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Somut olayda, yukarıdaki ilke ve olgular gözetildiğinde bu işlemlerin yapılması sırasında davalının tutum ve davranışlarından davacıyı hileye düşürdüğü kesin ve inandırıcı delilerle kanıtlanabilmiş değildir.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabul edilmiş olması isabetsizdir. Davalı Seher K.'ın temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 31.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy