(4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakanı adına olan 1323 tarih 5 sıra noda kayıtlı taşınmaza köyde bulunmamasını fırsat bilen davalı tarafından kullanılmak suretiyle müdahale edildiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesini istemiştir.
Davalı, davacının öz amcası olduğunu, kök miras bırakandan intikal eden taşınmazların mirasçıları tarafından taksim edildiğini, çekişmeli yerin babasına isabet ettiğini, onun ölümünden sonrada kendisinin kullanımında olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı iddiası sabit görülmeyerek davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Ülkü Akdoğan'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın taksim neticesi davalının babasına bırakıldığı, onun ölümü ile de davalının tasarrufta bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu Mart 1323 tarih 5 sıra noda kayıtlı taşınmazın miras bırakan Mehmet'e ait olduğu Genç Sulh Hukuk Mahkemesinin 29.6.1953 tarih 1950/90 esas, 1953/69 sayılı kararında muris Mehmet'in malik olduğu tapulu taşınmazların mevkileri belirtilmek suretiyle mirasçılar adına taksim projesi gereğince aidiyetlerine hüküm kurulduğu, anılan kararda dava konusu yapılan Şahverdiyan mevkiindeki taşınmazın yazılı olmadığı anlaşılmaktadır. Bu husus mahkemenin de kabulündedir.
Öte yandan, tarafların miras bırakan ve çekişme konusu taşınmaz maliki ile irs ilişkileri sağlanmadığı gibi, mahallinde keşif yapılmadığından, dayanılan tapu kaydının nizalı yere ait olup olmadığı açıklıkla belirlenmiş değildir.
Hal böyle olunca, öncelikle tapu kayıt maliki ile tarafların irs ilişkisinin saptanması; ondan sonra mahallinde keşif yapılarak dayanılan tapu kaydının nizalı yere ait olup olmadığının ve Genç Sulh Hukuk Mahkemesinin 1950/90 esas, 1953/69 karar sayılı ilamında belirlenen mevkilerden hangisinin dava konusu yer ile uygunluk sağladığının açıklığa kavuşturulması, infaza elverişli rapor ve kroki alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davacının temyiz itirazı yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 11.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy