(1086 S. K. m. 428)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden paydaşı olduğu çekişme konusu taşınmazları davalıların kullandıklarını, kendisinin yararlanmasına engel olduklarını ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur.
Davalı İbrahim, dava konusu taşınmazları kullanmadığını, davalı Behiye ise bir kısım taşınmazları kullandığını ancak istedikleri zaman paydaşların paylarına düşen kısımları kullanabileceklerini buna engel olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Şükran Dağlı İlgün'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Çekişme konusu 352, 356, 362, 367, 375, 377 ve 477 parsellere ilişkin olarak davacının talebinden feragat ettiği, anlaşıldığından davalı İbrahim'in ise çekişmeli taşınmazlara elattığı saptanamadığından, değinilen taşınmazlar ve adı geçen davalı bakımından davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davacının bu yöne değinen temyiz itirazı yerinde değildir, reddine.
Ancak;
Dosya içeriği ve toplanan delillerden özellikle tapu kayıtları ve veraset belgesinden, dava konusu 431, 549, 673, 874, 978, 1313, 1315, 1402, 1404, 1419, 1421, 1423 ve 1637 parsellerin davacının miras bırakanı Elif Demirci adına kayıtlı olduğu, davalı Behiye'nin Elif Demirci mirasçısı olmadığı anlaşılmaktadır. Başka bir deyişle taşınmazlarda paydaş bulunmadığı sabittir.
Öyle ise davalının anılan taşınmazları tasarrufunun haklı ve geçerli bir nedeni olduğu söylenemez. Bu taşınmazlar yönünden davanın reddi doğru değildir. Diğer taraftan çekişme konusu 456, 582, 596 ve 1312 parsellerde davacı Behiye'nin miras bırakanı Hasan Demir'in paydaş olduğu, 1002 parselde davalı Behiye'nin kendi payının bulunduğu ve davacının davalı tarafından intifadan (kullanmaktan) men edildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; davalının kayden ve irsen ilgisi bulunmadığı taşınmazlar yönünden mutlak olarak, pay ilişkisi olduğu taşınmazlar yönünden ise, davacının payı oranında elatmasının önlenmesine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve gerekçelerle davanın reddinde isabet yoktur.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 04.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy