(4721 S. K. m. 683, 737)
Dava: Davacı, kayden maliki olduğu 1262 parsel sayılı taşınmazda bulunan portakal ve mandalina bahçesinin, davalılara ait taşınmazda bulunan hububat depolarının havalandırma pencerelerinden yayılan tozlar nedeniyle zarar gördüğünü ileri sürüp, elatmanın önlenmesi, kapı ve pencerelerin kapatılması isteğinde bulunmuştur.
Karar, davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Hülya Gerçeker'in raporu okundu, düşüncesi alındı.
Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan çekişmenin giderilmesi ve tazminat isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; davalıların maliki bulundukları 1207 parsel sayılı taşınmazda inşa ettikleri hububat depoları ve eleme tesislerinde yaptıkları faaliyetin davacıya ait 1262 parselde bulunan narenciye bitkilerine zarar verdiği anlaşılmaktadır. Esasen bu olgu bilirkişi incelmesi ile belirlenmiş, mahkemece de benimsenmiştir.
Sözü edilen şekli ile verilen zararın giderilmesi gerekeceğinde kuşku yoktur.
Bilindiği üzere; Çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet: geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevlerde yükleyen bir ayni haktır. Medeni Kanunun 683. maddesinde Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıklardan kaçınmakla yükümlü kılan aynı kanunun 737. maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir.
O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini gözönünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır.
Bunun içinde zararın niteliği, kapsamı ve ne surette giderileceği yönünde tarafların tüm delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur.
Sonuç: Somut olayda; davalıların kendi taşınmazlarında kurdukları tesislerin davacı taşınmazına zarar verdiği anlaşıldığına göre, zararın giderim biçiminin saptanması, bu yolda bilirkişilerden seçenekleri taşıyan rapor alınması ve bunlardan en uygun olanına hükmedilmesi gerekirken, davalıların ekonomik faaliyetini tamamen engeller biçimde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 11.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy